SERT KABUKLU MEYVELER Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Friday, 12 January 2007

SERT KABUKLU MEYVELER

Bu dersimizde sert kabuklu meyvelerin (Antep fıstığı, fındık, ceviz) yetiştirilmesini, meyve hastalıklarını ve zararlıları ile mücadelesi konularını işleyeceğiz.

ANTEP  FlSTIĞI  YETİŞTİRİCİLİĞİ

ANTEP FISTIĞI BAHÇE TESİSİ

1 . Çöğürleri tesis yerlerine şaşırtma

Çukurların işaretlenmesi ve açılması

Araziye kaç metre dikim aralığı verilecekse enine ve boyuna olarak çizilir.  Çizgilerin  birbirlerini  kestikleri  yerler  çukurların açılacakları noktalardır. Antep fıstığı çöğür anacı ile kurulan tesislerde sıra arası ve sıra üzeri mesafeleri kıraç yerlerde 10-12 metre taban arazilerde ise 8-10 metre olmalıdır.

Açılacak çukurların geniş ve derin olması, kök aksamlarının gelişebilmesi için önemlidir. En uygun fidan çukuru boyutları 50 x 50 x 50 cm. ebadında olmalıdır. Traktörün kuyruk miline bağlanan burgu ile açılan çukurların dip kısımları ve kenarları çok sertleştiğinden, fidan kökleri gelişebilmesi için bu kısımların mutlaka yumuşatılması gerekir.

Çöğürlerin  dikimi

Çöğürlerin yaralı kısımları kesilir, hafif bir kök tuvaleti yapılır. Çukur başına 3 kg yanmış çiftlik gübresi, 200 gr P205 üst toprakla karıştırılarak çukurun taban  kısmına  konulur.  Çiftlik gübresin;n kesinlikle yanmış olması gerekir. Dikimde, çöğürün toprak üstünde kalan kısmı, söküm seviyesi  ne ise o şekilde olmalıdır. Hemen dikimden sonra can suyu verilir.

Çöğürleri dikerken kazık kök kesilmemelidir. Çöğür dikimi kışı sert geçmeyen bölgelerde sonbaharda, kışı çok karlı ve donlu geçen bölgelerde ise ilkbaharda yapılmalıdır.

2. Yeni Tesislerde Birinci Yıl Bakımları

Antep fıstığı genellikle kıraç alanlarda yetiştirilmektedir. Bu nedenle topraktaki besinlerin alınması ve muhafazası ancak iyi bir toprak işlemekle mümkündür.

Çöğürlerin dikimini mütakip yağmurların kesilmesinden sonra, ilkbaharda ve sonbaharda kontur sürümleri yapılarak, çöğürlerin etrafı çapalanır. Nisan, Mayıs aylarında sıcaklık fazla artmadan çöğürlerin evcikleri yapılmalıdır. Kurak ve sulama imkanı olmayan yerlerde dikilen çöğürlerin tutmasını sağlamak, bunların etrafında rutubetli serin bir ortam yaratmak ve ayrıca ilkbahardaki taze sürgünleri güneş yanmalarından korumak için evcik yapılması zarureti vardır. Evcikler taş veya tahta parçası ile yapılır. Taşların üzeri toprakla kapatılmaz ise güneşin sıcaklığı ile ısınan taşlar çöğürün gelişmesi üzerine olumsuz etki yapar.

Evcikler Iki Şekilde Yapılabilirler

Birincisi; üç yönü ve üzeri kapalı, sadece kuzey yönü açık olarak yapılır. Bunlarda kışın kuzey tarafı kapatılır, güney tarafı açılır ve kış soğuklarından zararlanmaları önlenir (Şekil 1 ).

İkincisi; dört yönü kapalı sadece üzeri açık ters çevrilmiş huni şeklinde  olan  evciklerdir.  Bu  evcik  şekli  genellikle  Şanlıurfa bölgesinde yaygın olarak yapılmaktadır.

Yaz  ayları  çok  sıcak  geçen  bölgelerde  evciksiz  çöğür düşünülemez. Aksi halde, Temmuz ve ağustos ayı sıcaklıkları çöğürleri kurutmaktadır. Sonbaharda yaprak dökümünden önce kuruyan dallar ayıklanır, gövde ve dip kısımlarından çıkan istenmeyen taze sürgünler tırnak bırakılmadan kesilir.

 

  Şekil 1. Antep fıstığı çöğürü evciği.

3. İkinci Yıl Bakımları

Birinci  yılda yapılan  bakım  işleri  tekrar yapılır.  Tutmayan çöğürlerin  yerlerine  ilkbaharda yenileri  dikilir.  Tutan  çöğürlerin evcikleri ikinci yılın sonbaharında kaldırılır. Yeniden dikilen çöğürlerin ise tekrar evcikleri yapılır.

4. Üçüncü Yıl Bakımları

Birinci ve ikinci yılda uygulanan bakım işleri aynen tekrarlanır. Çöğürler baş parmak kalınlığını aldığı zaman aşı yapılmalıdır. Bu süre yıllık çöğürlerin dikiminden 3-4 yıl sonra olmaktadır.

ANTEP FISTIĞI  ANAÇLARININ  AŞIYA  HAZIRLANMASI VE AŞILAMA TEKNİĞİ

Antep fıstığı anaçları tek gövdeli ve (Ocak halinde) olarak iki kısımda bulunmaktadır. Güney Doğu Anadolu Bölgesinde aşı hazırlığı sonbaharda başlayıp, Mart ayı başına kadar devam eder.

Bazı yerlerde budama, aşı işlemi ile beraber yapılmaktadır. Bu da hatalıdır. Ağaca su yürümeden yani ilkbahardan önce budama işlemi mutlaka bitirilmelidir.

Budama balta ve tahra kullanılmayıp, el testeresi veya motorlu testere kullanılmalıdır. Bir kısım üretici, testerelerin ağacı yaktığı iddia ederek, tahra kullanmayı önermektedirler. Bunun gerçekle hiçbir ilgisi yoktur.

A- Ocak  halindeki anaçların aşıya hazırlanmasında dikkat edilecek hususlar:

1-Genellikle bir ocakta yirmi gövdecik bulunabilir.  Budama mevsiminden önce ocak çevresindeki topraklar çapa ile temizlenerek, gövdeciklerin çıkış yerleri ortaya çıkarılır.

2- Bu gövdeciklerden, düzgün, pürüzsüz ve 2-4 cm çapında olabilenlerden 3-5 tanesi bırakılarak, diğerleri testere ile ana gövdeyle birleştikleri yerden çıkarılırlar.

3- Melengiç ağaçlarında aşılar çok yükseğe yapılmaz. Genel olarak aşı yeri topraktan 30-50 cm. yukarıdadır. Budama döneminde, aşı yapılacak düzgün bir yer belirlenerek, buraya kadar olan yan dallar gövdecikle kesiştiği yerden makas veya testere ile kesilir.

4- Aşı  yapılacak yerin  üzerindeki  dalların  hepsini  budama mevsiminde kesmek hatalıdır. Gövdecikte su hareketini ve böylece anacın daha iyi kabuk kaldırmasını sağlamak için her gövdecikte birkaç tane dal kalmalıdır. Aşı yapıldıktan sonra bu küçük dallardan sadece 1 tanesi bırakılıp, diğerleri kesilecektir.

B- Tek gövdeli anaçların aşıya hazırlanmasında dikkat edilecek  hususlar

1-Ağacın taç genişliği ve gövde kalınlığı dikkate alınarak, budama 1-3 yıl içerisinde tamamlanmalıdır.

2- Gövdeden çıkan ana dallar budanmayıp, ağacın büyüklüğüne göre ikinci veya üçüncü derecedeki dallar budanmalıdır.

3- Kesilen her dalın ucunda mutlaka bir soluk dalı bırakılmalıdır. Aksi halde o dal kuruyabilmektedir.

4- Ağacın büyüklüğüne göre 1 veya 3 tane dal hafif azaltılarak dalların ucundaki soluk dalına ek olarak, ağacın soluk dalı olarak bırakılmalıdır.

5- Budanan ağaçların dallarından ilkbaharda, fazla miktarda taze sürgünler çıkar. Bu sürgünlerden, dalın kalınlığına göre 2-4 tanesi; çepeçevre dalı saracak şekilde bırakılarak, diğerleri Mayıs ayında temizlenmelidir. Böylece bu sürgünlerin gelişimi artar ve daha kısa zamanda aşıya gelirler. Eğer bu sürgünlerin hepsi de dalın ucunda bırakılıp, diğer kısmında hiç bırakılmazsa, dalın o yönünde kuruluk olacaktır.  Ayıklama  yapılınca  sürgünlerin  bazıları  o  yıl  aşıya gelebilmektedir. Ama ertesi yılda hemen hemen tümü aşıya hazırdırlar. Aşılamada ağacın taç genişliğine göre aşı sayısı değişir. Aşı sayısının azaltmayıp,  aşı  yapılmak  üzere  bırakılan  her sürgüne  bir aşı yapılmalıdır.

C- Aşılama Tekniği:

Antep fıstığı aşılarında kalem aşısı kullanmayıp, göz aşıları kullanılmaktadır. Aşı ile ilgili yapılan çalışmalarda; Mart ayında tomurcukların kabarmaya başlamasından yapraklanmaya kadar olan devrede yongalı göz aşısının, Haziran ayında ise sürgün göz aşısının iyi netice verdiği bulunmuştur. Aşı kalemi alınırken dikkat edilmesi gereken hususlar:

-         Aşı  kalemi  pişkinleşmiş olmalı  ve  üzerinde  meyve gözü bulunmamalıdır.


-     Ağacın yan dallarının ucunda bulunan sürgünler aşı kalemi olarak alınmaz. Bu dallarda bulunan sürgünler, ağacın gelişimini ve gelecek  yıllarda,  ürün  verecek  olan  yeni  dalların  oluşumunu sağlayacaklardır. Bu nedenle, aşı kalemleri gövdeye yakın olan yıllık sürgünlerden kesilmelidir.

 

Şekil 2. Antep fıstıklarında salkım silkmesi.

-  Uyur gözlerin uyanmasıyla doğrudan gövdeden çıkan sürgünler obur dallardır. Bunların gözleri olgunlaştığında aşı kalemi olarak kullanılmazlar.

Aşı kalemi alınacak damızlık ağaçlar, verimli ve iyi çeşitlerden olmalıdır.

-  Sürgün göz aşısı için kullanılacak aşı kalemleri günün serin saatlerinde kesilmeli ve hemen yaprak sapının 1-1.5 cm si kalem üzerinde kalacak şekilde yaprak ayaları kesilmelidir.

-  Uzak mesafelere gönderilen aşı kalemlerinin iki ucu  ılık parafine batırılıp ambalajlanmalıdır. Antep fıstığı anaçlarına göz aşısı yaparken, dikkat edilecek en önemli nokta aşı bıçağının anacın odun kısmına değdirilmemesidir. Aksi halde reçine çıkar. Ve o aşı tutmaz.

Aşı yaparken önce (T) çizilir. Sonra aşı kaleminden aşı gözü çıkarılır (Altı sivri üstü düz olacak şekilde). Aşı gözünde büyüme konisi (öz) nin bulunmasına dikkat edilmelidir. Büyüme konisine  sahip aşı gözü anaçta çizilen (T) ye yerleştirilir. Ve hafif ıslatılmış rafya veya plastik bağla sıkıca bağlanır. Daha sonra 30-40 cm lik bir tırnak bırakılır. Bu tırnağın ucunda soluk dalı denilen küçük bir yan sürgün bulunmalıdır.

 

 

 Şekil 3. Döllenmeye hazır dişi Antep fıstığı çiçeği.

Aşının tutup, tutmadığı 10-15 gün sonra belli olur. Göz irileşmiş, kabarmış, kabuk rengi parlak ve yaprak sapı dokunulunca düşüyorsa o aşı tutmuştur. Göz burumuş kahverengileşmiş ve yaprak sapı kuruyup, yerinde duruyorsa o aşı tutmamıştır. Mevsim elverişli ise tutmayan aşıların alt kısmında ve değişik yöneyden yenileme aşısı yapılmalıdır.

Aşı Sonrası Bakım

-  Aşılamadan 20-25 gün sonra aşı bağı çözmeden gevşetilmeli,

-  Aşı sürgünleri 15-20 cm yi bulunca sökülüp anaca yatık (∞) sekiz biçiminde bağlanmalı.

-  Aşı  yerinin  altından  çıkan  sürgünlerin  tamamı  aşı  yeri üzerindekiler de kısmen temizlenmeli.

-  Aşı sürgün kalınlığının anaç kalınlığına yaklaştığı sonbaharda tırnakların kesilmesi gerekmektedir.

 

 ANTEP FISTIĞINDA YILLIK BAKIM İŞLERİ

1. Gübreleme

Antep fıstığında görülen periyodizitenin (düzensiz verim) bitki beslenmesi ile ilgili olduğunu belirten birçok araştırma mevcuttur. Besin elementlerince fakir, kıraç ve susuz arazilerde yetişen Antep fıstığının gübrelenmesi zorunluluk arz etmektedir.

Ocak ayında, mümkün olduğu kadar derine verilmek üzere (25 cm) ya ağacın taç izdüşümüne açılacak banta, ya da özellikle plantasyonlarda, ağacın taç izdüşüm kenarına açılacak çizgilere, fosforlu gübre uygulaması yapılmalıdır. Ağacın yaşı ve toprağın yapısı gözönüne alınarak ağaç başına 1-3 kg triple süper fosfat gübresi verilebilir.

Antep fıstığının yetiştiği yöre toprakları çoğunlukla kireçli yapıya sahiptirler. Bu nedenle azotlu asit karakterli gübreler kullanılmalıdır. Şubat ayında ağacın yaşı ve toprağın özelliği göz önüne alınarak, 2-5 kg arasında olmak üzere, amonyum sülfat gübresi taç izdüşümüne verilip, tırmık veya çapa ile toprağa iyice karıştırılmalıdır.

Bölge toprağı potasyum yönünden genellikle yeterli olmasına karşın, eksikliğin olduğu yerlerde vardır. Yapılacak toprak ve yaprak analizlerine  göre  eksikliğin  görüldüğü  bahçelerde,  fosfor uygulamasıyla ağaç başına 0,5-1 ,5 kg potasyum sülfat verilmelidir.

Çiftçilerimiz genellikle gübre kullanmaktan kaçınmamaktadırlar. Ancak, zamanında ve tekniğine uygun olarak yapılacak gübreleme, Antep fıstığının gelişimine büyük oranda katkı sağlamakta, verimi arttırıp, periyodisiteyi azaltmaktadır.

Uygulamada görülen hataların başında fosforlu gübrelerin derine verilmediği,  çiftlik  gübresinin  toprak  yüzeyine  serpilip  öylece bırakıldığı, azotlu gübrelerinde toprağa karıştırılmadığı görülmüştür. Bu şekilde yanlış uygulama sonrasında "Ben ağaçlarımı gübreledim, ama netice alamadım" denilebilmektedir. Uygulamalar zamanında ve tam olarak yapılırsa önemli faydalar sağlayacaktır.

2. Budama

Antep fıstığı reçineli olduğundan, prensip olarak, budamada kalın dal kesilmemelidir. Reçine akan yerlerde kurumalar olabilmektedir.

Ağaç fidan devresinde iken, üç veya dört bazen iki ana dal bırakılarak şekil budaması yapılır. Antep  fıstığı  ağaçlarında  budama;  fidan  döneminde  şekil budamasından sonra, genç ağaçlarda kuru dalların ayıklanması, sık birbiri aleyhine gelişen dalları seyreltilmesi, çok yaşlı ağaçlarda yeni sürgün teşekkülünü teşvik etmek için fazla derin olmayacak şekilde kesimler yapılması şekilde olmalıdır.

Kuru dal ayıklanmasına hasattan hemen sonra, kuru yaş kısımları belli iken girilebilir. Antep fıstığında kuru dal ayıklanması çok önemlidir. Mutlaka yapılmalı ve ağaçta hiç kuru dal bırakılmamalıdır. Aksi halde kuru dallar haşere yatağı olmaktadırlar.

Budamada dikkat edilecek en önemli nokta, budamanın tırnak bırakılmadan yapılmasıdır.

3. Sulama

Yağışla birlikte verim çağındaki Antep fıstığının yıllık su ihtiyacı 620-760 mm. arasındadır. Haziran-Ağustos ayları sonunda, o yılki yağışa ek olarak 20 gün ara ile sulama yapılması, Antep fıstığında gelişmeyi arttırıp periyodizitenin kısmen önlenmesine etkili olmaktadır.

ANTEP FISTIĞINDA DÖLLENME VE YAPAY TOZLAM

Döllenme Antep fıstığında en önemli olaydır. Çünkü bu olay, doğrudan içli meyve oluşumu ile ilgilidir. Döllenme yetersizliğinin bir çok  nedeni  bulunmakla  birlikte,  en  önemli  neden,  çiçek  tozu yetersizliğidir. Neticede Antep fıstığı bahçelerimizde çiçek ve küçük meyve  dökümleri  sık  sık  görülmekte  ve  üreticilerimiz  hüsrana uğramaktadır. Dökülecek çiçek salkımlarının önce uçları kıvrılmakta, daha sonrada dökülmektedir. Normal bir Antep fıstığı çiçek salkımında ortalama olarak 120 adet çiçek bulunur. Bunun 20 tanesi meyve bağlarsa, bu orta derecede bir verime karşı gelmektedir.  Şayet salkımlarda 40 tane meyve oluşmuşsa, bu da oldukça yüksek mahsul demektir. Halbuki salkım seyrelmesi gösteren meyve dallarında (buna halkımız cumba tabir eder) 1-6 meyve kalmaktadır.

Tüm bunların en önemli nedeni, üreticilerimizin bahçelerine erkek ağaç dikmemeleridir. Antep fıstığı bahçelerinde genel olarak 10 dişi  ağaca  1  erkek  ağaç  hesaplanmalıdır.  Erkek  ağaçlar ürün vermediğinden, üreticilerimiz bahçelerinde bunlara yer vermemekte veya çok az yer vermektedirler. Üreticilerimiz bahçelerindeki erkek ağaçlara kayıp değil kazanç gözüyle baktıkları taktirde yukarıda anlatılan çiçek ve meyve dökümleri olmayacaktır. Aksi taktirde bu dökümler, her ürün yılında kaçınılmazdır. Antep fıstığı bahçelerinde bulundurulan erkek ağaç sayısı genellikle % 1-2'dir. Bu oran mutlaka % 8-10'lara çıkarılmalıdır.

Olay tamamen tozlanma ve döllenme ile ilgili olduğuna göre, bahçesinde yeterli sayıda erkek ağacı bulunmayan üreticilerimiz, bu eksikliği mutlaka telafi etmelidir. Eksiklik, Antep fıstığı bahçelerine yapay tozlanma yapılarak giderilebilir. Bunun için önce çiçek tozlarının toplanması gerekir. Çiçek tozları toplamayan üreticilerimiz için Antep Fıstığı Araştırma Enstitümüzde çiçek tozu satışı yapılmaktadır. Her ağaç için 1 çay kaşığı (1 g) çiçek tozu yeterli olmaktadır. Çiçek tozları her ağaç için 1 su bardağı dolusu una iyice karıştırılarak verilmelidir. Burada önemli olan dişi çiçeklerin kabul edici olgunlukta (reseptif) olmalarıdır. Hazırlanan çiçek tozu ve buğday unu karışımı dişi ağaçlara ya tülbent torbalarla, ya da motorlu sırt atomizörü ile uygulanabilir. En iyisi küçük bahçelere yapılacak yapay tozlama için tülbent torba, büyük bahçeler için ise motorlu toz atıcı kullanmaktır.

FINDIK  YETİŞTİRİCİLİĞİ

Giresun, Ordu, Trabzon başta olmak üzere, Karadeniz Bölgesinin uygun ekolojik koşullarında yoğun olarak üretimi yapılan fındık, geçimini bu ürüne bağlayan 4 milyonu aşkın nüfusun ekonomik ve sosyal yaşantısı yanında, yurdumuza sağladığı yıllık ortalama 400-500 milyon  dolarlık  döviz  potansiyeli  ile  de   halen  önemi küçümsenmeyecek geleneksel bir ihraç ürünümüzdür.

BAHÇE  TESİSİ

1. ARAZİ VE TOPRAK HAZIRLIĞI

Taban suyu yüksek düz arazilerde drenaj kanalları, meyilli arazilerde ise toprak ve suyu korumak için teraslama yapılmalıdır. Bahçe toprağı analiz ettirilerek kireç ihtiyacı varsa kireçlenmelidir.

2. DİKİM ZAMANI

Dikim için en uygun zaman Ekim, Kasım, Aralık aylarıdır. Kışı sert geçen yörelerde dikimi Şubat ve Mart aylarına kaydırabiliriz.

3. FİDAN SEÇİMİ VE DİKİME HAZIRLANMASI

Fidan seçimine geçmeden önce verimi iyi, sağlıklı ana ve baba çeşitler işaretlenmeli ve kök sürgünleri bu ocaklardan alınmalıdır. Kök , sürgünleri odunlaşmış, sağlıklı, bol köklü ve 1-2 yaşlı olmalıdır. Bu fidanlara dikimden önce dikim budaması  uygulanmalıdır.  Dikim budaması; uzun olan kökler kısaltılmalı, zedelenmiş kökler çıkarılmalı ve fidanlar 35-40 cm'den,,bir göz üzerinden kesilmelidir.

4. DİKİM ÇUKURLARININ AÇILMASI VE DİKİM

Geniş teraslarda, düz ve meyilli arazilerde ocak dikim, dar teraslarda çit dikim sistemi uygulanmalıdır. Ocak dikim sisteminde, verimli topraklarda 6-7 metre olan aralık-mesafe, verimi düşük topraklarda 4-5 metre olmalıdır. Çit dikim sisteminde ise bitkiler arası mesafe 1,5-2 metre olmalıdır. 

Dikim çukurlarının yerleri işaretlendikten sonra çukurlar, ocak dikim sisteminde 120 cm çap ve 60 cm derinlikte, çit dikiminde ise 50 cm çap ve 30-40 cm derinlikte açılmalıdır. Dikimden bir ay önce açılan dikim  çukurlarından  çıkarılan  toprakların  alt  ve  üstü  birbirine karıştırılmamalıdır. Dikime geçmeden önce analiz sonuçlarına göre önerilen miktardaki ahır gübresi ve kışlık gübreler alt ve üst toprakla karıştırılmalı ve fidanların kökleri üst toprakla temas edecek şekilde çukur doldurulmalıdır. Budaması yapılan fidanlar dikim çukurunun 10 cm içerisinden ve fidanlar arası mesafe 50 cm olacak şekilde her ocağa 6 fidan dikilir. Çit dikimde ise her çukurun ortasına bir fidan yerleştirilir.

Bahçe tesisinde dikkat edilecek önemli bir hususta, tozlayıcı çeşitlere onda bir nispetinde yer verilmelidir. Tombul ana çeşidine, Palaz, Kalınkara; Palaz ana çeşidine İncekara; çakıldak ana çeşidine Tombul ve Palaz tozlayıcı olarak dikilmelidir.

BUDAMA

1. BUDAMA ZAMANI

Fındıkta budama, genellikle Eylül, Ekim, Kasım aylarında yapılır. Kışı sert geçen bölgelerde ise budamayı Şubat sonu, Mart başına kaydırabiliriz.

2. ŞEKİL BUDAMASI

Bahçe tesisinden sonra gereken en önemli husus fidanlara uygulanan şekil budamasıdır.

2.1. OCAK DİKİM SİSTEMİNDE ŞEKİL BUDAMASI

Dikilen fidanlara ilk yıl müdahale edilmez. İkinci yıl, Mart ayı başında gözler uyanmadan önce fidanlar toprak seviyesinden kesilir ve kesim yerlerine aşı macunu sürülür. Kesimden sonraki iki ay içerisinde kesim yerinin altından çıkan yeni sürgünlerden ocağın dışına doğru gelişen kuvvetli bir sürgün bırakılır, diğerleri toprak seviyesinden kesilir. Bırakılan sürgünler Mayıs ayından itibaren kontrol edilerek yaprak koltuklarından çıkan sürgünler elle koparılır.

Üçüncü yıl Mart ayı başında, gelişen sürgünler 80-100 cm kesilirler. Yıl içinde kesim yerlerinin altında oluşan sürgünlerden, birinci katın yan dallarını oluşturmak üzere, sonbaharda almaşıklı gelişme gösteren iki tanesi bırakılıp diğerleri kesilir.

 

 

 

 Şekil4 (b). Ocak dikim sisteminde şekil budaması.

Dördüncü yıl Mart başında doruk sürgünler 60-70 cm'den kesilir. O yılın sonbaharında kesim yerlerinin altında oluşan sürgünlerden ikinci katın yan dallarını oluşturmak üzere almaşıklı iki adet sürgün bırakılıp diğerleri kesilir.  Birinci katı oluşturmak üzere bırakılan sürgünler 40-60 cm'den kesilir. Bu yılın sonbaharında ise bu dallar üzerinde oluşan sürgünlerden almaşıklı gelişme gösterenlerden 3-5 adet bırakılıp diğerleri kesilir.

Beşinci yıl, Mart ayı başında doruk sürgün 60-70 cm’den, ikinci katı oluşturan  sürgünlerden  40-60  cm’den  kesilir.  Bu  yılın sonbaharında ikinci kalın yan dalları üzerinde 3-5 adet sürgün bırakılıp diğerleri kesilir.

Doruk ve kadarı oluşturacak sürgünlerin kesiminde dikkat edilecek husus dışa bakan bir göz üzerinden kesimin yapılmasıdır. Beşinci yıl sonunda şekil budaması bitirilmiş olur.

Çit Dikim Sisteminde Şekil Budaması

Ana hatları itibariyle ocak dikim sisteminde olduğu gibidir. Farklılık 'ikinci yıl, iki sürgün bırakılması ve bunun birisi setin yukarısına,  diğerini setin aşağısına, toprakla 60°C lık açı yaparak şekilde  büyütülmesidir.  Ayrıca üçüncü  sürgünler 60-70 cm'den kesilirler.

3.2. Ürün  Budaması

Altıncı  yıldan itibaren  bitkiler her yıl  sonbaharda gözden geçirilerek,  kurumuş,  hasarlaşmış, birbirini gölgeleyen, birbirine sürtünen ve şekli bozacak dalcıklar kesilir.  Ayrıca sonbahar ve Mayıs onu dip temizliği yapılır. Budamaya ne kadar düzenli devam edilirse, bitki o oranda o zarar görür ve iş hacminde o ölçüde azalma olur.

3.3.  Tekniğe  Uygun  Dikim  Yapılmamış  Bahçelerde Budama

Çoğu çiftçi bahçesinde ocaktaki dal sayısı çok fazla ve ayrıca ocaklar arası mesafe çok az olduğundan, bitkiler birbirine girmiş, dalların toprağâ bakan kısımlarında dalcıklar cılızlaşmış ve ocaklar bir çalı görünümü almışlardır.

Bu tip bahçelerde yapılacak ilk iş, yaralanmış, kurumaya yüz tutmuş verimden düşmüş ve ocağın ortasındaki gelişmiş dalların toprak seviyesinden kesilip çıkartılmasıdır. Daha sonra birbirinin güneşini engelleyen ana dallardan daha genç olan bırakılıp diğeri kesilir. Ocaklarda 5-6 dal kalacak şekilde ve ocaklar arası mesafe, verimli topraklarda 6-7 metre verimi düşük topraklarda 4-5 metre olacak şekilde kesimlere devam edilir. Daha sonrada kalan ocaklar tek tek gözden geçirilerek kurumuş, yaralanmış dalcıklar kesilmelidir. Dallar tekrar gözden geçirilerek çok sık dalcıklar aralanmalıdır.

İkinci ve daha sonraki yıllardaki budama ürün budamasında olduğu gibi devam eder. Budamada dikkat edilecek diğer hususlarında aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

Kesimleri tırnak bırakmadan yapmak, dalcıkları budama makası ile, kalın dalları testere ile kesmek ve büyük yara yerlerini aşı macunu ile kapatmak.

GÜBRELEME

Fındık bitkisinin normal gelişimini sürdürebilmesi, bol ve kaliteli ürün verebilmesi, ihtiyaç duyduğu besin maddelerinin toprak ve yaprak analizleriyle belirlenerek, yöntemine göre fındığa verilmesiyle mümkündür. Analiz sonuçlarına göre gübreleme yapılmaz ise fazla veya az, ya da yanlış çeşitte gübre kullanılabilir. Bu durumdan üreticiler ekonomik zararı uğrarlar, hem de bitkiler olumsuz yönde etkilenirler.

Gübre önerilerinde bulunmak üzere tındık bahçelerinde toprak örneği sonbaharda gübrelemeden 1-2 ay önce ya da hasattan 10-15 gün önceki dönemde yaprak örneği alınırken alınmalıdır. Doğru bir teşhis için toprak ve yaprak örneklerinin belirli kurallara göre ve zamanında alınması gereklidir. Bu konuda üreticiler Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri ile Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Toprak ve Yaprak Analiz Laboratuarından ayrıntılı bilgi alabilir, adı geçen laboratuarda örneklerinin analizini yaptırabilirler.

Önerilen miktar ve çeşitteki gübreler fındık bitkisine belirli zaman ve şekillerde verilmelidir. Örneğin üreticiler arasında "Yazlık Gübre" olarak bilinen Azotlu Gübrenin kullanımı şöyledir.

Bu gübreler, bölgenin yağışlı iklim özelliği ve bitkinin istekleri göz önünde bulundurularak, biri Şubat sonu Mart başı, diğeri Mayıs sonu Haziran başında olmak üzere iki defada verilmelidir. Ocak dal uçları altındaki 30-40 cm genişliğindeki  banda serpilen gübre 5-10 cm toprak derinliğine karıştırılmalıdır. Gübrenin yağışla yıkanarak ya da gaz halde kayba uğramaları önlenmelidir.

Diğer önemli bir konuda kullanılacak azotlu gübrenin toprağın asit ya da alkali özelliğine göre seçilmesidir. Toprak eğer asit özellikte ise % 26 N ile birlikte  kireç içeren  Kalsiyum Amonyum Nitrat; alkali özellikte ise % 21 N içeren ve üreticiler arasında "Şeker Gübre" olarak bilinen Amonyum Sülfat gübresi kullanılmasına özen gösterilmelidir.

Üreticiler arasında "Kışlık Gübre"  olarak  bilinen  Fosfor ve Potasyumlu gübreler ise Kasım-Şubat ayları arasında, 3 yılda bir, ocak dal uçları altında açılacak 15-25 cm derinlikteki çukurlara eşit olarak konulup, üzeri toprakla kapatılmalıdır. Bu gübrelerde kesinlikle toprak yüzüne serpilip, açıkta bırakılmamalıdır.

Fındık bahçelerinde toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini iyileştirmek amacıyla ahır gübresi de kullanılmalıdır. Ahır gübresi 3-4 yılda bir, Kasım-Mart ayları arasında, ocak dal altlarındaki 50 cm genişliğindeki banta serpilip, 5-10 cm toprak derinliğine karıştırılmalıdır.

Ahır gübresinin olmadığı durumlarda fiğ, yabani bezelye, yulaf gibi bitkilerle yeşil gübrelemede yapılabilir; bahçedeki yaprak, mısır sapı ve benzeri maddelerin çürüntüleri de bu amaçla kullanılabilir.

Fındık  bahçeleri  için  çok  önemli  olan  diğer  bir  konu  da "Kireçleme"dir.  Normal  gelişimini  5-7  pH  dereceleri  arasında sürdürebilen fındık, genellikle düşük pH'lı asit topraklar üzerinde yetiştirildiğinden, bu toprakların kireçtaşı, sönmüş veya sönmemiş kireç gibi kireçleme materyalleri ile kireçlenmesi gerekmektedir. Ancak, burada unutulmaması gereken konu, kireçlenmenin kesinlikle toprak analiz sonuçlarına göre yapılmasıdır. Gerekmediği  halde kireçleme yapılması hem toprak özelliğini bozar hem de bitkiye zarar verir.

Analiz sonucunda önerilen miktar ve çeşitteki kireçleme materyali 3-5 yılda bir, Kasım-Aralık ayları arasında, ocak dal uçları altındaki 40- 50 cm genişliğindeki banta düzgünce serpilip, 5-10 cm. toprak derinliğine mutlak karıştırılmalıdır.

    

Şekil 5.  Yazlık  gübre  uygulaması.

FINDIKTA HASAT VE HARMAN

Fındık tarımında  diğer  kültürel  işlemler  kadar  hasat  ve harmanlamada önemlidir. Zamanında hasat edilen ve iyi harmanlanan fındıkların randımanı yüksek olur. Hasat olumuna gelmeden toplanan fındıklarda bir takım mahsurlar ortaya çıkmaktadır. Bunları şöyle sıralayabiliriz.

1. Hasat olgunluğuna gelmeden toplanan fındıklar kurutulduktan sonra dıştaki sert meyve kabuklarının renkleri donuk kalır.

2. Olgunlaşmamış fındıklar daldan zor koptukları için bir kısım dalcık ve sürgünde beraberinde kopar.

3. İç iyice kabuğu doldurmaz, buruşuk iç oranı artar ve randıman düşük kalır.

4. Hasat olgunluğuna gelmeden toplanan fındıklarda meyve kalitesi düşer, muhafaza güçleşir ve kolay bozulurlar.

Fındıkta hasat iki şekilde yapılır; birinci hasat şekli olgunlaşmış çotanakların daldan el ile toplanmasıdır.

İkinci hasat şekli ise kendiliğinden veya silkme suretiyle yere düşmüş olan fındıkların yerden toplanmasıdır. Aslında fındığın en iyi hasat edilme şekli bu ise de bölgede bu tür hasada imkan verecek bahçeler  çok  azdır.  Bu  hasat  şeklinde  fındık  çotanakları  tam olgunlaştığı zaman toplandığında randımanları yüksek olur ve o çeşidin özelliğini en iyi şekilde taşırlar. Harmanlama işlemi genellikle 15 Ağustos'a doğru başlayıp Eylül ayı sonlarına kadar devam eder. Harmanlama sırasında fındığın  iyice kurumasına,  nem  oranının kabuklu  fındıkta %  12,  iç fındıkta % 6'yı  geçmemesine dikkat edilmelidir.  Yeterince  kurutulmayan  fındıklarda  meydana gelen çürüme ve bozulmalar randımanın düşmesine neticesinde verimin azalmasına sebep olur.

Bölgede harman yerleri genellikle düz ya da meyilli çayırlık ve sert toprak olan yerlerdir. Bölgenin iklim koşulları dikkate alınırsa harman yerinin % 5 meyil verilerek betondan yapılması en uygun olur. Harmanın  bir tarafına,  üzeri  gerektiğinde  kapatılabilecek  çatı kurulmalıdır. Zira fındık harmanda iken yağacak yağmurlar yığın halindeki çotanakları ıslatmak suretiyle kızışmasına, meyve renginin kararmasına hatta küflenip çürümesine sebep olabilir.

Fındık hasattan sonra tüketime sunuluncaya kadar serin, kuru ve havalandırılabilir koşullarda en fazla 1  yıl bozulmadan muhafaza edilebilir.

CEVİZ  YETİŞTİRİCİLİĞİ

Uzakdoğu'dan başlayarak  Türkiye  ve  Avrupa  üzerinden Amerika'ya kadar uzanan çok geniş bir bölgede yetiştiriciliği yapılan ceviz, meyvesi, odunu, yaprağı, kabuğu ve kütüğü ile insanımıza ve çiftçimize çok yönlü fayda sağlanan bir meyve türüdür.

Türkiye,  dünya  ceviz  üretiminde  ABD'nin  ardından küçümsenmeyecek bir miktar ile 2. sırayı almaktadır.

Üretimimiz sürekli artmasına rağmen gerek illere ve bölgelere, gerekse yıllara göre düzenli bir üretim yapılmamakta ve ağaç başına verim olması gerekenden daha düşük kalmakta, bunun sonucunda da ülkemiz ceviz dışsatımı, önemli pazarları kaybetmektedir.

Bu düzensizliği önlemek için ceviz yetiştiriciliği yapacak olan çiftçilerimiz şu önemli hususları unutmamalıdır.

-  Ceviz üretimi, verim ve meyve kalitesi belli olan standart çeşitlerle yapılmalı,

-  Yetiştiricilik tek tek ağaçlar şeklinde değil de kapama ceviz bahçeleri halinde yapılmalı,

-  Gerekli  teknik  ve  kültürel  uygulamaları  yeterli  biçimde kullanılmalı,

-  Döllenme biyolojisi yönünden yeterli bilgileri edinerek gerekli tedbirleri almalı,

-  Ceviz asıl ürün olarak dikkate alınarak iklim ve toprak şartları uygun olmayan yerlere dikilmemeli.

İKLİM  İSTEKLERİ

Sıcak mutedil iklim meyve türlerinden olan cevizler hem yüksek, hem de düşük sıcaklığa karşı hassastır. Yüksek yaz sıcakları yeşil kabukta yanmalara  ve ceviz  içinde  büzülmelere yol  açar.  Bu zararlanma  39°C'de  başlar,  40-43°C'de  çok  şiddetlenir.  Geç sonbahara kadar gelişmeye devam eden genç ceviz ağaçları -9°C'de bile zararlanırlar ve olgunlaşmamış odun kısımlarının ölümüne maruz kalırlar. Dinlenme dönemlerinde -1 ila 1,5°C’de düşük sıcaklığa dayanan ağaçlar,  sonbaharın erken donlarında -8 ile -9°C’de bile zarar görebilirler. Geç ilkbahar donları gelişen tomurcukların patlama zamanı öncesi cevizlerde en fazla zararı yapar. Kapalı tomurcuklar -1 °C’ye, tam çiçeklenmede -3°C’ye, küçük yeşil meyveler ise -1 °C’ye kadar dayanabilirler. Bu durum cevizlerin bu dönemde diğer meyve türlerinden daha hassas olduğunu göstermektedir.

BAHÇE  YERİNİN  SEÇİMİ

Ceviz  ağacı,  köklerinin  2,5-3  metreye  kadar  rahatça gelişebileceği topraklarda en iyi şekilde yetişir. Bu nedenle bahçe tesisinden önce toprağın 3 metre kadar altı bir burgu vanasıyla kontrol edilmelidir.

Yer seçimi bakımından ceviz tarımını sınırlayan en önemli faktörlerden bir diğeri yüksek taban suyudur. Ağacın gelişmesi durur. Bir kaç yıl içinde tamamen kurumaya başlar.

Cevizler toprak tuzluluğuna dayanım yönünden orta derecedeki meyveler sınıfına girmektedirler.

ANAÇ  SEÇİMİ

Bugün ceviz fidanı yetiştiriciliği için izlenecek en önemli yol; anaçların tohumlarından elde edilecek çöğürlerin standart olarak seçilen, üstün  verim ve niteliklere sahip çeşitler ile aşılanması olacaktır. Aşılı ceviz fidanı üretiminde standart çeşitlerin tespiti kadar üzerine aşı yapılacak çöğürleri yetiştirmek üzere tohum alınacak anacın seçimi de çok önemlidir. Ceviz tohum anacında aranan başlıca özellikler şunlardır;

-  Ağaç verimli olmalı, her yıl ürün vermeli, -  Hastalık ve zararlılara dayanıklı olmalı,

            - Meyveleri mütecanis irilikte olmalı, daneleri küçük-orta irilikte, çetin cevizler seçilmeli,

- Tohumların çimlenme oranı en az % 80 olmalı. Çok sayıda yan kök yapabilen kuvvetli bir kök ve dalsız, hızlı bir gelişme gösteren gövde yapısına sahip olmalı,

-  Verimsiz toprak ve elverişsiz iklim şartlarına dayanımı yüksek olmalı,

-  Yüksek aşı tutma ve sağlam bağlantı yapma özelliği olmalı,

-  Toprakta barınan kök ve kök boğazı hastalık ve zararlılarına karşı dayanıklı olmalıdır.


Yurdumuzda standart çeşitlerimizin seçiminin yapıldığı yerli çeşitler aynı zamanda iyi bir anaç olma özelliğine sahiptirler. Yerli cevizlerimizden BALABAN çeşidi iyi bir anaç olma özelliğine sahip bulunmaktadır.


Bu tohum anacı Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsünce 24 tip arasında seçilmiştir.

AŞILAMA

Ceviz tohumlarından elde edilen çöğürlerin aşılanması için yama ve bilezik göz aşıları uygulanmaktadır. Bu aşılama şekli hem pratik olup, kolay uygulanmakta hem de aşıların tutma oranı yüksek olmaktadır. Yaşlı ceviz ağaçlarına yapılacak aşılamada ise yarma kalem aşısı ile üretilmeleri konusunda yapılan çalışmalardan da olumlu sonuçlar alınmıştır.

 Şekil.6. Aşılı Ceviz Fidanları

Aşılama işleminde kullanılacak aşı gözü ve aşı kalemleri, verim ve meyve kalitesi belli, araştırma kuruluşlarımızca önerilen standart çeşitlerden alınmalıdır. Ceviz yetiştiriciliği için kullanılacak çeşitler en azından aşağıdaki özelliklere sahip olmalıdır:

  • Ağaçlar erken meyveye yatmalıdır. Tohumdan yetişen ağaçlar 12-15 yaşlarında verime yattıkları halde seçimi yapılan çeşitler 3-5 yaşlarında verime yatmaktadır.
  • Periyodizite göstermemelidir, yani her yıl verime yatmalıdır,
  • Ağaçları verimli olmalıdır,
  • Soğuklara ve güneş yanıklığı gibi şartlara dayanıklı olmalıdır,
  • Ağaçların gelişmesi sağlıklı olup, hastalık ve zararlılara karşı dayanıklı olmalıdır,
  • Meyve iriliği bakımından taze olarak tüketilecek cevizlerde ortalama çap 38 mm’den büyük, kurutmalık cevizlerde ise 29 mm' den büyük olmalıdır,
  • Meyve şekli düzgün-oval, mütecanis irilikte ve kabuklu dane ağırlığı 10 gramdan fazla olmalıdır,
  • Meyve kabuğu açık ve parlak renkli, pürüzsüz, düzgün yüzeyli ve iki parçası birbirine sıkıca yapışmış ve ince olmalıdır.

Meyve içi kabuktan bütün olarak çıkmalı, iç randımanı % 50'den, iç ağırlığı 5 gramdan fazla, iç rengi açık ve iç kabuk boşluğu tamamen doldurmalı, normal şartlarda büzülme yapmamalı, boş dane teşekkülü olmamalıdır.

Şekil 7. Aşı ile üretilen ceviz fidanları.

DÖLLENME

Ceviz yetiştiriciliği için verimli çeşitlerin seçimi yanında, bu çeşitlerin döllenme biyolojilerinin bilinmesi ve tozlanma zamanı birbirine uyan çeşitlerin seçilmesi verimliliğin arttırılması için önem taşımaktadır.

Bütün ceviz çeşitleri birbirini döllemektedir. Fakat cevizlerde tozlanma problemleri genellikle uyuşmazlık çok erkek ve dişi çiçeklerin farklı zamanlarda açması ve olgunlaşması nedeniyledir. Bu nedenle eğer cevizlerde tek çeşitle bahçe kurma yoluna gidilirse; bir de bu çeşidin çiçeklenme durumu dikkatte alınmamışsa, o bahçeden düzenli meyve alınması büyük ölçüde mümkün olmayacaktır. lyi bir tozlanma ve döllenme sağlayabilmek için en az iki çeşit kullanılmalı, erken veya geç çiçek tozu veren çeşitler bir arada dikilmemelidir. Cevizler rüzgar ile tozlanırlar.  Genç bahçelerde ağaçlar arasında iyi bir rüzgar dolaşımına imkan verecek şekilde aralık varsa çiçek tozu kaynağının 150-180 metre kadar uzak olması yeterli bir tozlanma için uygundur. Ağaçlar büyüyüp sıklaştığı zaman rüzgarın taşıdığı çiçek tozları ağaçlar arasında serbestçe dolaşamayacakları için tozlanacak ağacın çiçek tozu kaynağına uzaklığı en fazla 60-90 metre arasında olmalıdır.

Bugüne kadar elde edilen sonuçlar içerisinden ceviz yetiştiriciliği yapmak isteyen üreticilerimize şu çeşitleri önerebiliriz:

Yalova-1:  Taze  ve  kuru ceviz olarak tüketime  uygun,  iç randımanı % 48,4'dür. Akdeniz ve Ege kıyı bölgeleri hariç diğer tüm bölgelerimiz için uygundur. Tozlayıcı olarak Yalova-4 çeşidi ile birlikte dikilmelidir.

Yalova-2:  Sadece  taze  ceviz  olarâk tüketime  uygundur, kurutulursa iç büzülme yapar. İç randımanı % 46,2'dir. Marmara ve Iç Ege Bölgelerimize önerilebilir. Tozlayıcı olarak Yalova-3 çeşidi ile birlikte dikilmelidir.

Yalova-3:  Sadece kuru ceviz olarak tüketime uygundur. İç randımanı % 52,8' olup Akdeniz ve İç Ege bölgesi kıyıları hariç, diğer tüm bölgelerimize uygundur.  Tozlayıcısı  Yalova-2 ve Yalova-4 çeşitleridir.

Yalova-4: .Kuru üretime uygun ceviz çeşididir. İç randımanı % 56,4 olup, Akdeniz ve Ege kıyı bölgeleri dışındaki bölgelere önerilir. Tozlayıcı olarak Yalova-3 çeşidiyle dikilmelidir.

Şebin: Kuru iç ceviz olarak tüketime uygundur. İç randımanı % 63 olup, geç donların görüldüğü bölgelerimize önerilir. Tozlayıcı olarak Bilecik çeşidiyle birlikte dikilmelidir.

Bilecik: Kuru iç ceviz olarak tüketime uygundur. Yine Şebin çeşidi gibi geç donlara dayanıklıdır. Akdeniz ve Ege sahilleri dışında diğer tüm bölgelere önerilir. İç randımanı % 51,6'dır.

Ceviz yetiştiriciliği yapmak  isteyen üreticilerimiz  Tarım Bakanlığına bağlı en yakın Tarım kuruluşlarına başvurdukları taktirde ceviz konusunda gerekli bilgileri, aşı gözü, aşı kalemi ve aşılı fidan temini gibi konularda kendilerine yardımcı olunmaya çalışılacaktır.

ANTEP FISTIĞI ZARARLILARI

Antepfıstığı, meyveleri taze ve kuru olarak iç ve dış pazarlarda her zaman  alıcı  bulan;  son  yıllarda ülkemize önemli  oranda döviz kazandıran; satış değeri yüksek, verimi iyi ve bakım giderleri ucuz olan önemli bir meyve çeşidimizdir.

FISTIK YAPRAK PSYLLASI (Agonoscena targionii)

Ülkemiz Antepfıstığı alanlarında gerek yayılış alanı ve gerekse yoğunluk bakımından en önemli zararlılardan biri  Fıstık Yaprak Psyllası’dır. Antepfıstığı Psillidi olarak da isimlendirilir.


Yumurtadan çıkan nimfler, yapraklarda bitkinin özsuyunu emerek beslenirler. Zarar gören yapraklar sararıp dökülürler. Yaprakların zamanından önce dökülmesi, hem ağacın zayıf kalıp bodurlaşmasına, hem de sürgünlerdeki bir yıl sonra meyve verecek karagözlerin dökülmesine sebep olmaktadır.  Nimfler, beslenmeleri esnasında tatlımsı bir madde salgılamaktadır. Zararlının çok yoğun olduğu ağaçların altı, toz şeker serpilmiş gibi görünür.

ANTEPFISTIĞI  YAPRAK BÜKEN PSYYLASI  (Agonoscena targionii)

Antepfıstığı ağaçlarında sürgünlerin büyüme konisinden çıkan genç yaprakları emerek bunların kıvrılmasına, küçük kalmasına, sürgünlerin zayıf gelişmesine ve hatta sürgünlerin kıvrılmasına neden olur.

ANTEPFISTIKLARINDA  KABUKLU BİT VE  KOŞNİLLER

Antep fıstığı alanlarında Fıstık Koşnili, Fıstık Torbalı Koşnili, Fıstık Beyaz Kabuklu Biti, Fıstık Virgül Kabuklu Biti olmak üzere 4 farklı tür bulunmaktadır.

Larvalar, yaprakların özsuyunu emmek suretiyle zararlı olurlar. Yoğunluğun  fazla olduğu  fıstık  bahçelerinde  sürgün  ve  dallar gelişemez, yapraklar zamanından önce dökülür. Sonuçta fıstık ağaçları zayıf kalır, meyve verimi ve kalitesi düşer.

Fıstık koşniline karşı mücadele, kültürel önlem olarak, yoğun şekilde bulaşık dal ve sürgünler budama sırasında kesilerek bahçeden uzaklaştırılmalıdır. İlaçlı mücadelede yumurtaların tamamının veya tamamına yakın bir kısmının açıldığı dönem en uygun mücadele zamanıdır.

 

ŞIRALI ZENK

Nimflerinin yan yan yürümeleri ile tanınır. Fıstık alanlarında önemli zararlılardan birisidir. Ergin ve nimfleri bitki özsuyu ile beslenirler. Ayrıca salgıladıkları tatlımsı madde nedeniyle fumajin oluşumuna neden olmakta ve bunun sonucu olarak aynı yıl ürünü nitelik ve nicelik olarak olumsuz yönde etkilemektedir. Şıralı Zenke karşı mücadelede yaz aylarında nimfleri hedef alınır. 

ANTEPFISTIKLARINDA MEYVE  İÇ KURTLARI

1- Fıstık iç güvesi

2- Antepfıstığı meyve iç kurdu

Fıstık iç güvesinin larvaları henüz taze olan meyve kabuğunu meyve sapına yakın bir yerden delerek içeri girmekte ve yeni oluşan meyve içini tahrip etmektedir. Larvalar buldukları meyvede besin azaldığında başka meyvelere geçerek zararlarına devam etmektedir. Bir larva 8-12 meyveyi tahrip edebilmektedir.


Meyve içlerinde ilk genç larvaların görüldüğü dönem en uygun mücadele zamanıdır.

FISTIK DAL GÜVESİ

Antepfıstıklarında sürgünlerin uç kısımlarında beslenerek büyüme konisini tahrip eden, salkımlar yolu ile sürgün içinde galeri açarak beslenen, sürgün ve yapraksız salkımların oluşmasına neden olan önemli bir zararlıdır.


Fıstık Dal Güvesinin mücadelesinde, yumurtalardan yeni çıkan genç larvaların, sürgün içindeki asıl beslenme yerlerine ulaşmadan ilaçla temas edip ölmeleri hedef alınmaktadır.

FISTIK  KARAGÖZ KURDU

Fıstık Karagöz Kurdu, üreme ve beslenme zararı olmak üzere iki şekilde zarar yapmaktadır. Üreme sırasındaki larvalar ağaçlarda galeri açarak iletim kanallarını tahrip etmekte ve kurumalarına neden olmaktadır. Beslenme sırasında sürgün ve meyve gözleri diplerinde beslenmekte, meyve gözleri kurumakta ve dökülmektedir.

Fıstık Karagöz Kurduna karşı mücadelede, kimyasal mücadele ekonomik ve başarılı olmamaktadır. Bunun yerine ekonomik ve etkisi kesin olan kültürel önlemler öğütlenir.  Şubat ve Mart aylarında bahçelerdeki budama artıkları demet yapılır ve tuzak olarak ağaç altına bırakılır. Bahçede bulunan bütün erginler üremek amacıyla dalların içine girerler ve yumurta bırakırlar. Erginlerin ilk giriş deliklerinden talaş çıkmaya başlayınca bu demetler toplanıp yakılmalıdır.

FISTIK  GÖZ KURDU

İlkbaharda yumurtadan çıkan larvaların zararı sonucu fıstık ağaçları çiçek açmamakta ve meyve bağlamamaktadır.

ANTEPFISTIĞI  HASTALIKLARI KARA ZENK  HASTALIĞI

Antepfıstıklarının en önemli hastalığıdır. Hastalığın tipik belirtileri, yaprakta ve meyve kabuklarında görülen koyu kahverengi veya siyah nokta şeklinde lekeler olup yaprağa dağılmış olabilirler.

Hastalıkla  mücadelede,  sonbaharda yere  dökülen  bulaşık yaprakların toplanıp yakılması veya derince sürülerek gömülmesi en önemli rolü oynar.

Kimyasal mücadelede 1. ilaçlama, meyvelerin buğday tanesi ile iri mercimek tanesi kadar olduğu dönemde yapılmalıdır.

FINDIK HASTALIK VE ZARARLILARI

Ülkemiz dünyada fındık üreten ülkelerin başında gelmektedir. Ancak birim alanda elde edilecek ürün bakımından diğer ülkelerin gerisinde kalmaktayız. Bunun nedeni bahçelerin yaşlı ve sık dikilmiş olması, tozlayıcı çeşitlerinin noksanlığı, budama ve gübrelemenin tekniğine göre yapılmaması yanında hastalık ve zararlılarla bilinçli mücadele yapılmamasıdır.

FINDIK  KURDU

Fındık bahçelerinin en önemli zararlısıdır.  Fındık kurdunun meyvelerde beslenen erginleri karamuk, larvaları ise delik meyve oluşumuna ve sonuçta da meyve dökümüne neden olurlar. Fındık kurdu ile mücadele meyvelerin mercimek iriliğine geldiği Nisan ayı sonunda başlamaktadır.

FINDIK KOZALAK AKARI

Fındıktan başka konukçusu yoktur. Yaprak saplarının diplerinde oluşan ve ertesi yıl sürecek olan gözlerin içerisinde beslenmek süratiyle  gal  oluşumuna  neden  olurlar.  Kozalakların  az olduğu bahçelerde elle toplama yeterlidir. Bahçe dal başına ortalama 5 kozalak varsa Nisan ortasında başlamak üzere 15 gün ara ile iki ilaçlama yapılmalıdır.

FINDIK FİLİZ GÜVESİ

Fındığın özel zararlısıdır. Larvaların yaprak püs ve gözlerdeki zararlarından  başka  yeni  sürgünlerin  özüne  girerek  yaptıkları kurumalar bazı yıl ve yerlerde önemli boyutlara ulaşır.

AMERİKAN  BEYAZ SİNEĞİ

Başta Dut ve Akçaağaç olmak üzere fındık ocaklarını da tamamen yer bitirirler. Bahçede larvalı yapraklar kolayca görüldüğünden bunlar koparılıp imha edilmek suretiyle zarar önlenebilir.

MAYIS  BÖCEĞİ

Erginler yaprakla beslenirler. Köklerde zararlı olan larvalar dal ve ocakların yoğun olduğu durumlarda ise tüm bahçenin kurumasına neden  olurlar. Mayıs böceğine  karşı  savaşım oldukça zordur. Mücadele öncesi 1 m2 toprak içinde en az 3 larva varsa ilaçlama gerekmektedir.

DAL KIRAN

Ergin dişiler fındık dallarında galeriler açarak bunlarda zayıflamaya, kırılmaya ve yoğun saldırılarda kurumalara neden olurlar. Özellikle bakımsız bahçelerde önemli zararlar yaparlar. Bulaşık bahçelerde kuru ve zayıf dalların kesilmesinden sonra ilaçlama yapılır. İlaçlı mücadele kışlıktan çıkmış erginlere karşı yapılmaktadır.

UÇKURUTAN

Larvalar 1-3 yaşlı fındık sürgünlerine girerek onların kurumalarına neden olmaktadır. Kuruyan sürgünlerin Temmuz ortasında yaprak dökümüne kadar kesilip yakılması zararı önemli şekilde azaltmaktadır.

FINDIK  KOKARCASI

Fındık meyvelerinde emgi yaparak beslenirler.        

VİRGÜL KABUKLU BİTİ

Bitkinin  özsuyunu  emerek daların zayıf düşmesine  neden olmaktadırlar. Bu zararlı ile en uygun mücadele zamanı ilk larvanın görüldüğü Mayıs ayıdır.

FINDIK YAPRAK  DELENİ

Şubat ayı sonlarından itibaren güneşli ve sıcak günlerde tomurcuklarda beslendikleri görülür. Yumurta koyduğu damarlar kurur ve kırılır. Larvalarda galeri açarak zararlara neden olurlar.

FINDIK  KOŞNİLİ

Larvalar fındık yaprak üst yüzeyinde beslenirler. Yaprak ve sürgünlerin öz suyunu emerek zararlı olduğu gibi çıkardıkları tatlı madde fumajin mantarları gelişerek yaprakların siyah renk olmasına neden olurlar.

FINDIK GAL SİNEĞİ

Fındık gal sineği yaprak ve meyvelerde deformasyonlar yaparak döküme neden olurlar.

FINDIK  BAKTERİYEL YANIKLIĞI

Tomurcuk yaprak dal gövde ve ara sıra zuruf ve meyvelerde zarar yapar. Ağaç gövdelerinde kanser yaraları oluşur. Taban suyu yüksek, elverişsiz toprak yapısı, topraktaki besin noksanlığı olan bahçelerde bu hastalık çok görülür.

Hastalığa bugüne kadar dünyada pratik, kesin ve etkili bir mücadele metodu bulunamamıştır.

CEVİZ  ANTRAKNOZ HASTALIĞI

HASTALIĞIN TANINMASI  VE  BELİRTİLERİ

Ceviz antraknoz hastalığına bir mantar sebep olur. Bu mantar ilkbaharda meyve ağaçları uyanırken, havalar yağışlı ise, uyanır ve ceviz yaprakları kedi kulağı  büyüklüğünü  alır almaz, onları hastalandırmaya başlar.

Yaprakların üzerinde etrafı kesin hudutlarla çevrili, kızıl kahverengi lekeler sonraki günlerde koyu kahverengine dönüşür.

Bu mantar sadece yaprakları değil, daha sonra yeni süren genç dal sürgünlerini, meyvelerin yeşil kabuklarını da hastalandırırlar.

 

 Şekil 7. Ceviz antraknoz hastalığının yapraklardaki görünür.

CEVİZ  ANTRAKNOZ  HASTALIĞININ  MÜCADELESİ

Bu hastalığı önlemek için kültürel tedbirler almalıyız. Bunlar ağacı kuvvetli yetiştirmek, toprağını iyi seçmek, usulüne uygun kimyasal ve çiftlik gübresi ile gübrelemek ve sulamaları zamanında yapmakla mümkündür. Ayrıca gazelleşmiş yaprakları, kırılan ince sürgünlerle meyve kabuklarını toplayıp yakmak gerekir.

Kimyasal ilaçlarla mücadelede yaprak kedi kulağı büyüklüğünü alır almaz ilk ilaçlamayı yapmak gerekir.

Kaynak:

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü

Çiftçi Eğitim ve Yayım Serisi

Yayın Seri No: 29

 

 

Comments (0) >> feed
Write comment

You must be logged in to post a comment. Please register if you do not have an account yet.


busy
 
< Önceki   Sonraki >