MEYVELERİN MUHAFAZASI Bu dersimizde uzun emeklerle yetiştirdiğimiz meyvelerimizi pazara sunana kadar nasıl muhafaza edeceğimizi anlatacağız. MEYVELERİN DEPOLANMASI VE MUHAFAZASI Son yılların verilerine göre Türkiye'nin toplam meyve üretimi 10 milyon tona ulaşmaktadır. Acaba ürettiğimiz bu büyük miktardaki meyvelerimizi özellikle iç pazarımız açısından tüketiciye sağlıklı bir şekilde sunabiliyoruz? Dış satımda, meyvelerimizi sattığımız ülkelerin istemiş oldukları kalite standartlarına bir ölçüde uyabilmemiz nedeniyle kayıplarımız az olabiliyorsa da, iç pazarlarımız açısından durum pekte özlenen düzeye ulaşamamakta ve meyvelerimiz hasat ile tüketim arasında % 20 ile % 50 gibi yüksek miktarlarda kayba uğrayabilmektedir. Bu kayıplar başta depolama olmak üzere hasat , ambalaj taşıma ve pazara hazırlamada karşılaşılan bir sürü sorunlardan ve özellikle bu alanda gelişmiş ülkelerde uygulanan yüksek teknolojiden yararlanamayışımızdan kaynaklanmaktadır. Meyvelerin depolanmasında ve muhafazasında başarıya ulaşma ise, bu meyvelerin depoya girmeden önce hasat öncesi, hasat, depolamaya hazırlık ve depoya taşıma gibi, evrelerdeki durumları ile çok yakından ilgilidir. Ancak çok iyi büyümüş ve gelişmiş, zamanında toplanmış, hastalık ve böcek zararlanmaları ile fiziksel ve fizyolojik bozukluklardan temiz, çabuk depoya taşınmış, dolayısıyla ideal kalitede depolamada başarılı sonuçlar alınabilmektedir. MEYVELERDE HASAT OLUMU Erken yapılan meyve hasadında meyve büyümesi tamamlanamadığı için üretici önemli ölçüde ürün kaybına uğramaktadır. Depolama açısından ise, bu gibi meyvelerde depolamada başarı sağlanamamakta, meyveler aşırı su kaybı nedeniyle kısa zamanda buruşmakta, depolama sürecinde bazı fizyolojik bozukluklar göstermekte, düşük sıcaklıklara daha duyarlı olmakta ve depolama sonrası yeme olumu. kapasitesini yitirmektedirler. Geç hasadı yapılan meyvelerde ise ağaç dökümü hızlanmakta, depolama ömrü kısalmakta, mantari hastalıklara karşı duyarlılık artmakta ve bazı fizyolojik bozulmalarda çoğalmaktadır. Bu nedenle meyvelerin depolanmasında ve muhafazasındâ başarıya ulaşmak için meyvelerin en ideal hasat olumunda toplanmaları gerekmektedir . Hasat olumunun saptanması için kullanılan yöntemler meyvelerin büyüme ve olgunlaşma döneminde bünyelerinde meydana gelen fizyolojik değişimlere dayanır. Olgunluğun kültürel işlemler, beslenme ve ekolojinin etkisinde yıllara göre çok farklılık göstermesi nedeniyle her meyve türü için kullanılacak ölçülerin uzun yıllar araştırılması, depolama ve olgunlaştırma çalışmalarının sonuçları ile irdelenerek değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu ölçüler arasında, meyve çekirdek kabuğunun renginin değişmesi ve meyvenin daldan ayrılabilme durumu özellikle elma ve armut üreticilerimizle şeftali gibi taş çekirdekli meyve üretimi yapan üreticilerimizin sık sık kullandıkları yöntemlerdir. Fakat bunlar meyvelerin hasat olumlarının saptanmasında elverişli yöntemler değildir. Bu aşamaya gelmiş meyveler uzun süre depolanabilme özelliklerini yitirmiş meyvelerdir. Meyvelerin hasat olumlarının saptanmasında pratik amaçlı en etkin yöntemler: meyve eti sertliği, suda eriyebilir maddeler, meyvede nişastanın kaybolması, zemin ve üst renk, meyve asitliğidir. Meyvelerde hasada yakın zamanda meyve eti sertliğindeki değişimi ve yumuşama, bu amaçla geliştirilmiş ve “penatrometre" denilen aletlerle ölçülmekte ve bulunan değerler öneriler ışığında karşılaştırılarak meyvenin hasat olumu saptanmaktadır. Elma, armut ayva gibi yumuşak çekirdekli meyvelerle kiraz, vişne dahil tüm taş çekirdekli meyvelerde ve hatta çilek gibi yumuşak meyvelerde dahi başarı ile kullanılmaktadır. Meyve suyundaki şeker miktarı "refraktometre" adı verilen basit el aletleri ile ölçülmekte ve bulunan değerler ya başlı başına yada meyve eti sertliği veya asit miktarı ile birleştirilerek öneriler ışığında kıyaslanarak hemen hemen birçok meyvede başarı ile kullanılmaktadır. Özellikle elma, armut gibi meyve türlerinde kullanılan pratik yöntem NİŞASTANIN KAYBOLMASIDIR. Bu yöntemde üretici, bahçeden topladığı birkaç meyve örneğini ortalarından kesmekte ve içinde % 1’lik iyot içeren % 4’lük potasyum iyodür çözeltisine batırmakta ve yarım dakika sonra meyve yüzeylerine bakarak koyu lacivert ve açık sarı renk ayrışımını gözlemektedir. Pratik açıdan koyu lacivert renkte 1/3 oranında açılma nişastanın o miktarının şekere dönüştüğü vurgulanmakta ve bu da hasat zamanının geldiğini işaret etmektedir. Meyvenin hasat zamanına yakın zemin rengindeki değişiklikler çeşitli ülkelerce geliştirilmiş renk katalogları ile izlenmekte ve meyve üreticilerine hasat zamanının saptanması ile ilgili pratik açıdan önemli bilgiler verebilmektedir. Meyve asitliği laboratuarlarda saptanmakta ve bazı meyveler için ya başlı başına yada meyvenin şeker içeriği ile birlikte kullanılarak meyvelerin toplanma zamanının saptanmasında yardımcı olmaktadır. Hasat, depolama yönünden ideal toplanma durumuna gelmiş meyvelerde zamanında ve en kısa zamanda yapılıp bitirilmelidir. Hasatta gecikme meyvelerin dallarında olgunlaşmasına ve böylece depo ömürlerinin kısalmasına neden olur. Meyvelerin toplanmasına mümkünse sabah erken başlamalı ve meyvelere mümkün olduğu kadar az zarar verecek derecede itina gösterilmelidir. Hasat zamanında meyvelere verilecek çizik, berelenme, yaralanma, düşürme gibi zararlar ilerde depo aşamasında çürümelere neden olacaktır. Toplayıcıların eldiven giymeleri meyvelerin depo sağlığı açısından önemlidir. Ayrıca toplama kovası, kasa, makas ve benzeri araç ve gereçler temiz olmalı ve üzerlerinde, meyvelere çizik, yaralama veya bereleme gibi zarar verebilecek herhangi bir şey olmamalıdır. Meyveler özelliklerine göre daldan ayrılmalı ve çekip koparmadan kesinlikle kaçınılmalıdır. Toplamada mümkünse özel toplama torbalarının kullanılması önerilmektedir. Bakanlığımız Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilen bu torbalar hem işgücünü daha verimli kılmakta hem de meyvelere verilen hasat zararını en düşük düzeye indirmektedir. MEYVELERİN DEPOLANMASI Ülkemizde soğuk odaların çoğu ayrı "paketleme evleri" ile donatılmadıkları için meyveler toplandıktan sonra serin bir yerde veya ağaç gölgesinde boylanmakta daha sonra kasalara konarak depolara getirilmekte ve muhafazaya alınmaktadır. Çoğunlukla pratikte uygulanan bu sistemde kasaların çok temiz olmasına dikkat etmeli, mümkünse hasattan önce formalin, çamaşır suyu veya ilaca bandırılarak üzerinde ilerde depoda hastalık yaratabilecek bakteriyel ve fungal etmenlerden temizlenmelidir. Tahta kasalarda kesinlikte çivi, teneke çıkıntısı gibi her türlü zarar verici şeyler yok edilmelidir. Tahta veya plastik kasalar mümkün olduğu kadar açık kasa olmalı içleri kesinlikle hava akımını engelleyici kağıt ve benzeri maddelerle kaplanmamalıdır. Bu gibi maddeler depoda hava akımını engellediklerinden meyvelerin geç soğumasına neden olmakta, böylece olgunluğu ilerlemiş meyveler ise depoda uzun süre dayanamamaktadır. Kasalamada diğer önemli bir noktada tahta artıkların çok geniş olmaması, bu aralıkların 5 mm yi aşmaması istenir. Aralığın fazla açık olması halinde kenarlara değen meyvelerde berelenme meydana gelmekte böylece bunların depolanma sırasında oluşacak çürümeler kasalardaki diğer meyveleri de etkilemektedir. Toplanmış meyveler en kısa zamanda depoya getirilmelidir. Depolamada gecikme meyvelerin depo ömründen zaman çalmaktadır. Ülkemizde meyve muhafazası için en basit olarak ambarlar, kilerler kullanıldığı gibi, mekanik soğutmalı depolar hatta "kontrollü atmosfer"li depolarda kullanılmaktadır. Bu tesislerin ancak % 10'undan azında "ön soğutma" ünitesi var olup bunların büyük çoğunluğu da verimli çalışmamaktadır. Halbuki "ön soğutma" özellikle tarla sıcaklığının atılması ve böylece sıcaklığı yaklaşık 5°C ye düşmüş meyvelerin daha çabuk 0°C veya istenen düşük sıcâklıklara düşürülmesi yönünden fevkalade yararlıdır. Teknolojide ileriye gitmiş ülkelerde meyve depolamasında "su" veya "hava" ile ön soğutma sistemleri kullanılmaktadır. Üreticilerimiz basit ambar, kiler ve benzeri adi depolar yerine iyi kaliteli ürünlerin muhafazası için mekanik soğutmalı depoları tercih etmelidirler. Çünkü adi depolarda depolamanın ana öğeleri olan sıcaklık, nem ve havalandırma kontrol edilmediğinden buralarda muhafaza edilen meyvelerde depolama ömrü kısalmakta, çürümeler ve bozulmalar nedeniyle oluşan kayıplarda yüksek oranlara ulaşmaktadır. Üreticilerimiz, iyi kaliteli meyvelerin muhafaza amacıyla, pazarlama durumunda düşünerek, yörede depolama yönünden güven kazanmış, deneyimli depoları tercih etmelidirler. Meyvelerin depolama zamanı boyunca istemiş oldukları sıcaklık meyvelerin türüne ve çeşit' e göre değişmekte ve bu sıcaklık genelde -1.5 ile +10°C arasında yer almaktadır. Meyvenin istemiş olduğu sıcaklık meyve etinde istenen sıcaklık olup bu sıcaklık depolama boyunca değişmemelidir. Bu nedenle meyve civarındaki havanın sıcaklığı meyve sıcaklığının 0.5°C altında veya üstünde değişmeli bu değişim 1 dereceyi aşmamalıdır. Mutedil iklim. meyve türleri içinde ayva ile bazı elma ve armut çeşitleri dışında meyvelerin depolama sıcaklığı 0°C olmalıdır. Bazı turunçgil meyveleri ile tropik kökenli avokado, muz depolamasında depo sıcaklığı +8, +10°C arasında tutulmalıdır. Üreticilerimiz ve soğuk depo işletmecilerimiz, meyvelerin depo sıcaklık istekleri konusunda daha geniş bilgi için Bakanlığımıza bağlı Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü'ne baş vurmalıdırlar. Meyveler depolama süresi içinde tür ve çeşide ve aynı zamanda depo odasının sıcaklık ve nem durumuna göre su kaybederek buruşma gösterebilirler. Ufak meyvelerde ve kapasitenin altında doldurulmuş odalarda saklanan meyvelerde su kaybı yüksek olur. Ayrıca dizayn hatalarının yapıldığı soğuk odalarda düşük yüzeyli soğutucularda meyvelerden fazla oranda su kaybına neden olurlar. Meyvelerin muhafaza edildiği odalarda ortalama oransal nem % 90 ile % 95 arasında olmalı, depolarda ya nemlendiricilerle yada duvar yüzeyleri ile zemin sulaması sayesinde nem oranı arttırılmalıdır. Mekanik soğutmalı depolarda etkin bir soğutmanın temini için soğutuculardaki fanların yeterli olması yanında istiflemenin durumu daha çok önem kazanmaktadır. İstifleme, soğutucu tarafından üflenen havanın odanın her tarafına engelsiz bir şekilde yayılmasını sağlayacak şekilde yapılmalıdır. Mümkünse odanın soğutucularının bulunduğu yerin karşısına gelen duvarı ile en geride istif arasında bir açıklık bırakmalı böylece karşı duvara çarpan soğuk havanın aşağı indirilerek en dipteki kasalardaki meyvelerin soğutulması temin edilmelidir. Soğutucuların önü daima açık bırakılmalı dönüş havasının rahatça dolaşımı sağlanmalıdır. Depolarda temizliğe ve hijyenik koşullara mutlak uyulmalı ve üreticilerimizin zaman zaman depodaki ürünleri kontrol ederek ürünün durumuna göre ve depo işletmesinin önerileri ışığında ürünlerinin depolama sürecini kendileri kararlaştırmalıdırlar. Depo odalarına mümkün olduğu kadar aynı meyve türü hatta aynı çeşit konarak muhafazaya alınmalı ve depo zaman zaman havalandırılarak istenen sıcaklık sürdürülmelidir.  kaynak: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Çiftçi Eğitim ve Yayım Serisi Yayın Seri No: 29
| Comments () >> |
 |
| Write comment |
You must be logged in to post a comment. Please register if you do not have an account yet. |
|