İç Mekan Süs Bitkileri Yetiştiriciliği, Özellikleri, Bakımları Yazdır E-Posta
Yazan Administrator   
Tuesday, 02 October 2007
Günümüz koşullarında süs bitkileri, meyve ve sebze kadar önem taşımaktadır. İnsanlar yoğun çalışmanın etkisiyle kendilerine rahatlatıcı ortamlar yaratmaya
çalışmaktadır. Bu ortamı sağlamak amacıyla da iç mekan bitkilerinden yararlanmakta, ve bu bitkilerin üretimine ağırlık verilmektedir. Buna bağlı olarak çiçek yetiştiriciliği çok kârlı ve önemli bir tarım kolu olmuştur.

 
1. İÇ MEKAN BİTKİLERİ
1.1. Genel Özellikleri
1.1.1. Tanımı
İç mekan bitkilerinin tanımı yapılırken kaplar içinde ( salon ya da seralarda )
yetiştirilen bitkiler olarak tanımlansa da , gerçekte iç mekan bitkilerine kesin bir
tanımlama yapılamamaktadır. Yetişme koşullarına göre bitkiler iç ya da dış mekanda
kullanılabilir. Örneğin; Akdeniz Bölgesin’de doğal ya da park ve bahçede kullanılan bir
bitki (ficus elastica) , Ankara gibi farklı bir yetişme ortamında saksı ya da kap içinde iç
mekan bitkisi olarak kullanılabilir. Bahçe çiceği olarak bilinen lale, nergis gibi soğanlı
bitkiler, çakıllarla düzenlenmiş bir saksı içinde iç mekanda değerlendirilebilir.
1.1.2. Önemi
Günümüz insanı, konforun artmasıyla yaşama mekanlarını daha kolay
ısıtabilmekte ve havalandırma sistemleri ile donatabilmektedir. İyi koşullarla donatılmış
mekanlar, tüm konforuna karşın dış mekandan ve doğadan arıtılmış, tamamen yapay
çevreler olmak zorundadır.
Bitkiler, yapay olarak oluşturulmuş mekanlarıda doğal elemanlardan izler taşır.
Dekarasyonun tamamlayıcı unsurları olarak görev yapar. Modern teknoljinin yarattığı
çelik yapılar, cam ,beton gibi masif yüzeyler arasında, yaşayan ve doğadan yansımayı
taşıyan bitkiler , iç mekan organizasyonunda önemli yer tutar. Mevsimsel değişiklikleri
yıl boyunca canlı olması ve çeşitli renklere bürünmesi gerek mimari formlar gerekse
yaprak, çiçek, gövde özellikleri ile mekana hareketlilik kazandırır
İç mekanda kullanılan bitkilerle yapılan bir düzenleme ile bitkinin renk, koku,
form veya ölçü özelliklerinden yararlanılarak mekan, daha çekici ve farklı bir atmosfere
sahip olur. Cansız malzeme ile yapılacak bazı işlevlerin canlı bir obje ile başarılması,
doğal peyzajı, kapalı mekanlarda yaşatmaktadır. Mekanın işlevine bağlı olarak, mekanda
istenmeyen objelerin gizlenmesi, keskin hatların yumuşatılması gibi özellikleri nedeniyle
bitkiler , iç mekan düzenlenmesinde kullanılmaktadır.
Bitkiler gürültüyü filitre etmeleri, akustik kontrolü , tozu tutmaları, parlamayı ve
yansımayı önlemeleri ile ışığı kontrol altına almaları ve havayı oksijen üreterek
temizlemeleri nedeni ile ekolojik işlevlere de sahiptir.
Özellikle ev, okul, hastane ve büro gibi mekanlarda kullanılması önerilen bitkiler,
estetik katkıları ile birlikte sağladıkları oksijen ile daha az stresli mekanların
oluşturulmasına yardımcı olur.
Bitkiden beklenilen işlevin gerçekleşmesi için bitkide birtakım özelliklerin olması
gerekir:
a) Bitki belli derecede olumsuz koşullara dayanıklı olmalıdır.
b) Değişen ekolojik koşullara karşı dayanıklı olmalıdır.
c) Kap ve saksılarda iyi gelişim göstermelidir.
d) Her dem yeşil olmalıdır.
Benzer ekolojik istekleri olan bitkiler, uygun ekolojik koşullar gösteren yerde
kullanılmalıdır. Tasarımcı, her bitkinin sıcaklık, ışık, nem gibi isteklerini iyi bilerek o
bitkiye uygun koşulları sağlamalıdır,

1.2. İç Mekan Bitkilerinin Sınıflandırılması

1.2.1. Ekolojik isteklerine Göre Sınıflandırma
Tüm bitkilerin yetişebilecekleri, ışık, sıcaklık ya da nem gibi ekolojik koşullar
birbirinden farklıdır. Örneğin ortamdaki sıcaklığın, bitkinin istediği sıcaklıktan az ya da
fazla olması, onun çiçeklenmesi, büyümesi gibi yaşamsal sürecini etkilemektedir.

1.2.1.1. Sıcaklık
Bitkilerin büyüme ve gelişmeleri ile bulundukları yerlerin sıcaklığı arasında sıkı
ilişki vardır. Sıcaklığın derecesi metabolik olayları farklı yönde etkilemekte, böylece
bitkinin gelişimi de farklı olmaktadır. Genellikle iç mekan bitkileri 0 0 C’nin üzerindeki
sıcaklıklarda yetişebilmektedir, dona maruz kaldıklarında ölebilirlTropikal kökenli
bitkilerin çoğu 10 0 C’nin altındaki sıcaklıklardan zarar görür. Yüksek sıcaklık
derecelerine dayanıklılıkları da bitki çeşidi, hava orantılı nemi ve sulama suyunun
miktarına göre değişmektedir. İç mekan bitkileri genellikle de 40 0 C nin üzerinde
ölmeye başlar.
İç mekan süs bitkilerini sıcaklık ihtiyaçlarına göre üç grupta sınıflandırabiliriz :
􀂾 Yüksek Sıcaklığa Gereksinim Gösteren Bitkiler:Tropikal kökenli bitkiler bu grupta yer alır.
Kışın 16- 20 0 C ,yazın ise 18-25 0 C sıcaklık, genel olarak % 80-85 orantılı nem ve çoğunlukla
yarı gölge veya gölge yerlerde iyi gelişme gösterirl
􀂾 Orta Derecede Sıcaklığa Gereksinim Gösteren Bitkiler :Kışın 8- 15 0 C ,yazın ise 15-18 0 C
sıcaklık veya daha yüksek sıcaklıkta aydınlık ve havadar yerlere gereksinim gösterir.
􀂾 Düşük Sıcaklığa Gereksinim Gösteren Bitkiler :Kışın 5-8 0 C sıcaklıktaki iç mekanlarda ,
yazın ise bahçelerde yetiştirilebilen bitkilerdir. Bu bitkiler için en uygun yaz mevsimi sıcaklığı 15-
20 0 C dir.
 

 
 Tablo 1.1: Süs bitkilerinin sıcaklık isteklerine göre sınıflandırılması
 
Bitkiler dinlenme dönemine ihtiyaç duyar. Ülkemizde bitkilerin dinlenme koşulları
kış aylarına rastlamaktadır.Bitkilerin kışın sıcaklık gereksinimi, yaza göre 5-10 derece
daha az olmaktadır. İşte bu dönemde bitkilerin odun kısmı olgunlaşır, tomurcuk oluşumu
gerçekleşir.
Bitkilerde ertesi yıl iyi bir gelişme ve çiçeklenme olabilmesi için dinlenme
döneminin sağlanması zorunludur. Bitkiler kışın da aynı yüksek sıcaklıktaki mekanlarda
bulundurulduğunda , dinlenme dönemine giremez. Bunun sonucunda odun kısımları
olgunlaşamaz, tomurcuk oluşumu güçleşir, bitkiler cılız kalır.
Bitkinin yaşlı veya genç oluşu ile sıcaklık gereksinimi arasında da sıkı bir ilişki
vardır. Genç bitkiler , yaşlı bitkilere göre daha yüksek sıcaklık ister. Ancak yaşlı bitkiler,
ani oluşan sıcaklık değişimlerine daha hassastır. Sıcaklıktaki ani değişimler, bitkilerde
solmalara, yaprakların düşmesine ve hatta ölümlere neden olur. Burada dikkat
edeceğimiz bir konu da sıcaklığın tek başına etkinliği yanında diğer ortam koşullarının
da etkisinin olmasıdır. Ortamdaki nem, ışık da sıcaklıkla birlikte bitkileri etkilemektedir.
Bir bitki için nemli ortamda çok uygun olan sıcaklık, aynı bitki için kuru bir ortamda çok
fazla olabilir.

1.2.1.2. Orantılı Nem ve Su
İç mekan bitkilerinin yaşayabilmeleri, büyüyebilmeleri ve gelişebilmeleri için
zorunlu etmenlerden biri hava nemi ve sudur. Bitkiler, kökleri aracılığıyla suda erimiş
besin tuzlarını alırlar. Kökler aracılığıyla alınan besin maddeleri bitkilerin üst aksamına
su ile taşınır. Bitkiden su, terleme yoluyla dışarı atılır. Bu dışarı atım işlemi, bitkinin
bulunduğu ortamdaki orantılı hava nemi ile doğrudan ilişkilidir. Havanın içerdiği nem
düşük ise terleme fazla olur. Bir bitkinin gereksinimi olan nem miktarı; bitkinin
bulundurulduğu yerin orantılı nemine, sıcaklık ve ışık durumuna, bitkinin cins, yaş ve
büyüklüğüne ve sonunda mevsime , bitkinin gelişme dönemine bağlı olarak değişir.
Terleme hızını etkileyen başlıca etmenler; güneş ışığı, havadaki nem miktarı,
sıcaklık, rüzgar, topraktaki su ve hava basıncıdır. Bitkilerin terleme yoluyla kaybettiği su
ile kökler tarafından alınan su arasında denge vardır. Ortam koşulları, bitkinin kökleriyle
almış olduğu su miktarından daha fazla terleme yapmasını durumunda bitkinin
yapraklarında sarkmalar, pörsümeler , sararmalar ve kurumalar gözlenir. Bu koşulların
sürmesi halinde ise bitki tümüyle canlılığını yitirir.
Sıcaklık ve ışık şiddeti kış ayları süresince yaz aylarına göre daha düşük
olduğundan , bitkilerin terleme hızları da düşüktür. Bu süre içerisinde,bitkiler, suya daha
az gereksinim duyar. Düşük sıcaklıktaki yerlerde bulundurulan bitkilerin , daha sıcak
yerlerde bulundurulan bitkilere oranla su gereksinimleri daha azdır.
Bitkinin bulunduğu yerin orantılı nemi ile su gereksinimi arasındaki ilişki ise,
nemin yüksek olması halinde bitkinin terleme hızı düşük olacağından, su gereksinimi de
az olacaktır, buna karşılık, kuru hava esintisi olan sıcak yerlerde bulundurulan bitkilerin
su ihtiyacı fazladır.
Yüksek orantılı nem, yüksek sıcaklık ve şiddetli ışıktan kaynaklanan olumsuz
etkiyi azaltarak bitkide dengeli bir gelişme sağlar. Bu nedenle iç mekan süs bitkileri
yetiştiriciliğinde orantılı nemin önemi büyüktür. Tropikal kökenli bitkilerin nem ihtiyacı
% 80’in üzerinde, diğer bitkilerin nem ihtiyacı ise %60-70’tir.

1.2.1.3. Işık
Bitkiler fotosentez yapabilmek, büyüyüp gelişmek için ışığa ihtiyaç duyar. İç
mekan bitkilerinin çoğu en iyi ışık alan yerlere konulmalıdır. Bir bitkinin ışığa ihtiyacı
farklı zamanlarda farklı düzeylerdedir. Bitkiler gelişme dönemlerinde bol ışığa, buna
karşın dinlenme döneminde az ışığa ihtiyaç duyarl. Bir bitkinin belirli gelişim
dönemlerinde ışığa olan gereksinimi çok olduğu gibi,genç ve yaşlı bitkiler arasında ışığa
dayanabilme açısından da farklar bulunmaktadır.
İç mekan süs bitkilerini ışığa gereksinimleri açısından, güneşli, aydınlık, yarı
gölge ve gölge yerlerde yetiştirilen bitkiler olmak üzere sınıflandırabiliriz.
Güneşli ortam isteyen bitkiler, genellikle güneye bakan pencerelerde veya yazın
bahçede doğrudan güneşli yerlerde kullanılır. Ancak aşırı güneşli ortamda hafif
gölgeleme yapılabilir.
Aydınlık ortamda yetişen bitkiler ise doğrudan doğruya ve sürekli güneş ışığı
almayan yerlerde yetiştirilen bitkilerdir. Bu bitkilerin doğu veya batı penceresinin hemen
arkasında bulundurulmaları uygundur.
Yarı gölge yerleri seven bitkiler ise hafif veya çok hafif güneşli yerlerde
bulundurulmalıdır.
Gölge koşullarda yetiştirilen bitkiler ise, güneş almayan yerlerde ve seranın iyice
gölgelenmiş yerlerinde bulundurulmalıdır.
Bitkiler yetersiz ışığa karşı tepkilerini, normalden daha ince gövde ve güneş
ışığına doğru yönelen uzun sürgünler üzerinde soluk renkli, cansız yapraklar oluşturarak
gösterir. Bu durum görüldüğünde bitkilerin daha iyi ışıklanması sağlanmalıdır. Bunun
yanında fazla ışık isteyen bitkiler, gölge ortamda kaldıklarında yapraklarda sararma ve
dökülmeler görülür. Normale göre daha açık renkli yaprakların varlığı da ışık azlığının

bir sonucudur. İç mekanlarda bulundurulan süs bitkileri genelde kapalı mekanlarda tek
taraftan ışık aldıklarından ışığa doğru bir yönelim gözlenir. Bunun için bitkiler ara sıra
kendi etraflarında çevrilmelidir.
Bitkiler, kışın az güneşli günlerinden uzun günlere geçişte güneş ışınlarından
etkilenir. İlkbaharda tüm bitkilerin sararması ve haşlanması, bitkilerin biraz gölgelemeye
ihtiyaç duyduğunun göstergesidir. Bunun yanında güneş ışığının yetersiz olduğu
durumlarda, Yapay ışık, kullanılmalıdır. Yapay ışık güneş ışığına benzerse de, 4-5
saatlik güneş ışığına eşdeğer bir ışıklanma için aynı süre yapay ışık kullanılması yeterli
olmaz. Sağlıklı bitki yetiştirmek için 12- 16 saat yapay ışıklandırma yapmak gerekir.
Yapay ışıklandırma da floresans tüpler kullanılır. Yapay ışıklandırmaya ihtiyaç
gösterebilecek bitkiler arasında Afrika menekşesini alabiliriz. Burada dikkat edilecek
konu ise, yapay ışık altında yetiştirilen bitkilerde yeterli hava neminin sağlanmasına da
özen gösterilmelidir. Bunu da saksıların altına, içi su dolu bir kap koymakla
sağlayabiliriz.
 
 
 
Tablo 1.2: Süs bitkilerinin ışık isteklerine göre sınıflandırılması
 
 1.2.2. Form Özelliklerine Göre Sınıflandırma
İç mekan bitkileri form özelliklerine göre; sarkıcı, tırmanıcı, ya da mimari formlu
olarak üç ana sınıfa ayrılır.
* Sarılıcı Tırmanıcılar:Daima dikine büyüyen bitkilerdir. Bazıları destek etrafında dolanır, bazıları
ise tutucu organları aracılığıyla desteğe yapışır. Bu bitkiler destek üzerinde gelişebildikleri gibi
duvar boyunca da gelişebilirler. Hatta iç mekanlarda desteklere sardırılarak, mekan bölücü olarak
kullanılabilir
Sarılıcı Tırmanıcı ve Sarkıcı Olanlar:Tırmanıcı olarak yetiştirildiklerinde tek bir desteğe tüm
gövdenin sarılması tavsiye edilmez. Saksı içinden, gövdenin sarkması ya da birden fazla desteğe
tüm gövdelerin bağlanması daha estetik bir görüntü verecektir. Sarkıcı olarak yetiştirildiklerinde ,
dağınık gelişmelerini önlemek amacı ile uçlarının alınması gerekebilir. Ficus pumila, hedera,
philodendron, scindapsus gibi bitkiler hem sarılıcı hem sarkıcı olabilir.
Sarkıcılar; toprak yüzeyini örtebilir ya da bir yere saksı ile asıldıklarında aşağı
doğru gelişirler. Sarkıcı bitkilerin bir kısmı ilginç yaprakları ile , bir kısmı, da çiçekleri
ile etkilidir. Bu bitkiler askıya alınabilen bir saksıya konulabildiği gibi yüksek sütun
şeklindeki saksılara da konulabilir.
* Mimari Formlu Olarak Kullanılan Bitkiler:İç mekanda tek başlarına kullanılabilir. Dekoratif
etkileri ile odak etkisi oluşturma, vurgulama, yönlendirme gibi işlevlerine göre geniş mekanlarda
kullanılır. Mimari formlu bitkileri kendi içlerinde, sütun formlu, ağaç formlu gibi
sınıflandırabiliriz. Mimari formlu bitkiler tek olarak kullanıldıkları gibi sarkıcı ya da yer örtücü
olarak kullanılan bitkilerin yayılıcı etkisini azaltmak için birlikte de kullanılabilir.
 
1.2.3. Yaprak Özelliklerine Göre Sınıflandırma

Bazı iç mekan bitkileri çiçekleri veya formundan çok yapraklarının güzellikleri
nedeni ile tercih edilirler. Bunlar renkli veya ilginç yaprakları ile iç mekanlarda ilgi
odağı oluşturur.
Yaprağını dökmeyen bitkilerin daha çok tercih edildiği bilinmektedir. Büyük
çoğunluğunun bakımı kolaydır. Bu bitkilere gerekli bakım yapıldığında yıllarca sağlıklı
biçimde yaşar, gerek evlerde gerekse bürolarda canlı birer dekorasyon oluşturur.
 

Tablo 1.4: Yaprak formlarına göre iç mekan bitkileri 
 
 
Eğrelti otları, ve palmiyeler, yaprağını dökmeyen beğenilen bitkilerdir. Eğrelti
otları, doğal olarak ormanlık yerlerde bulunur. Bu bitkileri iç mekan bitkisi olarak da
rahatlıkla kullanılabilmektedir.
 
Tablo 1.5: Yaprak yapıları ve renkleri ile etkili iç mekan bitkileri 
 
Ayrıca otsu bitkiler dediğimiz, devamlı yeşil kalabilen ve mutfağımız için her
zaman gerekli olan bitkiler de mevcuttur. Bu bitkiler için gerekli nem mutfağımızda
olduğundan yetiştirilmesinde problem yoktur. Ada çayı bitkisini örnek olarak verebiliriz
 
Yaprakları için yetiştirilen bitkiler uygun koşullar altında çiçek açabilir. ancak ,
bunlar çiçekleri için yetiştirilen bitkilerin çiçekleri kadar güzel, gösterişli ve uzun süreli
değildir.
Yılbaşı kaktüsü ( Schlumbergera bridgesii) , Çin kaktüsü ( Euphorbia milii ),
Sütun kaktüs ( Cereus sp.) , mum çiçeği ( hoya carnosa ), vb. dikenli ya da etli yapraklı
bitkiler grubuna girerler.
 

Tablo 1.6: Yaprak renklerine göre iç mekan bitkileri 
 
Kaktüs ve sukkulentler gövde ve yapraklarında su depolayan bitkilerdir.
Kaktüslerin sukkulentlerden en önemli farkı dikenli olmalarıdır. Bu dikenler , iğne
şeklinde olabildikleri gibi, tüy gibi ince dikenlerin bir araya gelmesinden oluşmuş, diken
yastıkları şeklinde de olabilir. Bu gruptaki bitkiler, bünyelerinde su depoladıklarından,
az sulanmalıdır.
 
1.2.4. Çiçek Özelliklerine Göre Sınıflandırma
Bu gruba giren bitkilerin çiçekleri kadar çoğu zaman yaprakları da dikkat çeker.
Ancak çiçeklenme ve çiçek özellikleri, yapraklarına göre çok daha fazla önem taşıyıp
dikkat çektiğinden, çiçekleri için yetiştirilen bitkiler grubunda yer alır.
Çiçek açan birçok salon bitkileri arasında cazibesini yitirmeyen; örneğin, Afrika
menekşesi olarak bilinen (Saintpaulia) bitkilerin birçok farklı rengi vardır. Kısa saplar
üzerinde salkımlar halinde yalınkat veya katmerli olabilen çok renkte çiçekleri
mevcuttur. Nemli ortam sever, doğrudan güneş ışığından hoşlanmaz. Sulamanın yağmur
suyu veya kireçsiz su ile yapılması çok faydalıdır. Kullanılacak toprak, havadar olmalı,
bitkinin sürekli çiçeklenebilmesi için köklerin tamamen saksıyı doldurması beklenmeli
sıkça saksı değiştirme yapılmamalıdır.
 
 
Tablo 1.7: Uzun süreli çiçekli kalan iç mekan bitkiler 
 
Orkideler, bitki dünyasının önde gelen nadir ve pahalı çiçeklerine sahiptir.
Hippeastrum, hyacinthus, narcissus gibi çiçekli bitkiler ise soğanlı bitkilerdendir. Soğan,
besin maddesini depo ederek üremeyi sağlayan özelleşmiş bir organdır. Cyclamen ise
yumru köklü bitkidir. Bu tip yumrular, çok miktarda besin maddesi içerirler. Üretimleri,
her bir parça göz içerecek biçimde bölünmesi iledir. Cymbidium, yalancı soğan denilen
birkaç boğumdan meydana gelmiş iri, etli gövde parçasından oluşan özelleşmiş depo
organına sahiptir. Yeni sürgünlerin, eski soğandan ayrılması ile üretilir.
 

 
1.2.5. Bromeladlar ( Bromeliaceaeler)
Bu familya bitkileri kısa gövdeli, rozet yapraklı çok yıllık bitkilerdir. Yaprak
tabanları üst üste binerek rozet şeklini almıştır. Yağmurlu zamanlarda su burada toplanır.
Aechmea, nidularium, billbergia, tillantia önemli üyelerdir.
 
Bu familyadaki bitkilerin büyük çoğunluğu, doğal ortamlarında ağaç kavukları,
yaprak çürüntüleri gibi organik materyaller ya da artıklar üzerinde asalak olarak yaşar.
Bunlara “ epifit bitkiler” adı verilir. Kökleri pek gelişmemiştir. Sadece bulundukları
ortama tutunmalarında yardımcı olur. Bu nedenle ev koşullarında saksı harçlarına fazla
su ve gübre verilmez. Yaprak hunisinden su ve besin alır.
1.3. Kullanımı
İç mekan bitkilerinin kullanılması konusunda özen göstermemiz gerekmektedir.
Seralardan alınan bu bitkileri, iç mekan içerisinde istediğimiz her noktada kullanmayız.
Seçilen yerin, bitkinin belirli temel ihtiyaçlarını karşılaması gerekir. Bitkinin
yerleştirildiği, yer bitkiler için gerekli ışığı almalı, yeterli nem ve uygun sıcaklık
sağlanmalıdır.
Bitkileri iç mekan içerisinde koyacağımız yere karar verirken şu konulara dikkat
etmeliyiz. Bitkilerin büyük bir kısmı doğrudan güneş ışığını sevmez. ayrıca bitkiler
pencere önüne konuldukları zaman, özellikle kışın, dış ve iç sıcaklık arasındaki fark
büyüktür. Bitkinin bir tarafı odanın ılımlı havasından yararlanırken diğer tarafı camdan
soğuk havanın etkisinde kalabilir. Bitkilerin uzun süre pencere kenarına konulmamasına
dikkat edilmelidir. Bunun yanında uygun ortam ve ışık verilmişse banyonun bitkiler
için ideal bir yer olduğu söylenebilir. Ancak burada aşırı sıcaklık değişimlerinden
etkilenmeyecek bitkiler kullanılmalıdır. Örneğin; Asparagus sprengeri banyoda
rahatlıkla kullanılabilir.
Günümüzde bitkiler, çalışma hayatının monoton havasını renklendiren,ortamda
canlılık katan unsurlar olarak ofislerimizde de yer almaya başlamıştır. Bitkiler, iş yerinde
büyük ölçüde iş verimini artırmakla kalmayıp aynı zamanda insanları daha da huzurlu
yaparak zevkle çalışmalarını sağlamaktadır.
İç mekanda, bitkisel tasarımda amaç; mekanın tasarımıdır. Tasarımda, bitkimekan,
bitkilerin-diğer bitkilerle oluşturdukları kompozisyon ve mekan içinde yer alan
oturma elemanları, çeşme , havuz , aydınlatma elemanları ile birlikte ele alınmalıdır.
Tasarım; mekanın özelliklerine, kullanıcı özelliklerine, bitkinin isteklerine; işverenin
isteklerine ve tasarlayıcının beceri ve görgüsüne göre değişiklik gösterebilir.
Mekanın etkisini belirlerken, bu mekanın hangi amaçla kullanıldığı ( konut,
alışveriş, dinlenme ) , ne kadar zaman kullanıldığı ( hafta sonları açık olup olmadığı ) ,
mekanın genişliği ve durumu ( güneşlenme durumu ) değerlendirilmelidir.
Kullanıcı, tasarımı yaparken insan rahatlığına önem vermelidir. Özellikle ofis,
konut gibi birey ve bitkinin daha bire bir ilişki içinde olduğu mekanlarda kullanıcının
bakım becerisi tasarımda önemlidir. Örneğin; bitki bakım bilgisi olmayan kullanıcı için
az bakım gerektiren bitki türlerine ağırlık verilmelidir. Ayrıca tasarımcı , mekanı
tasarlarken mekan içerisinde ileriki zamanlarda değişimler yapabileceğini düşünmelidir.
İç mekan bitkisel tasarımında bitkilerin renk, şekil, biçim, doku özelliklerinin bilinmesi
hem bitkilerin birbirleriyle hem de mekanda yer alan diğer cansız materyallerle
ilişkilerine dikkat edilir.
 

 
Tasarımın genel yapısını belirleyen bir diğer etmen de tasarımcının stilidir.
Mekanda tasarımcı tarafından verilmek istenen etkiye bağlı olarak, tür ve malzeme
seçimi yapılır. Örneğin, sıcak iklimlere ait coğrafyalardan esintiler oluşturmak amacı ile
sukkulent , kaktüs türleri ve turuncu , kırmızı ya da sarı renkli mobilya , kum , çakıl
malzemelere yer verilir.
Bitkisel tasarımda; tasarımcının zevki , doğru yerde doğru bitki seçimi , ekonomik
olma durumu , mekana göre bitki seçimi , uygun kap ve saksı kullanımı ve bitkinin
fiziksel özelliklerinin iyi tanınması gibi pek çok konuya dikkat etmek gerekmektedir.
Tasarım genel olarak üç aşamada gerçekleştirilir:
􀂾 Bitkilendirme yapılacak alana ait özelliklerin belirlenmesi gerekir. Bir alışveriş merkezi için
tasarım yapılacak ise amaç kişileri davet eden çekici mekanlar oluşturmaktır. Oysa ofis
tasarımında , verimliliği arttırıcı çalışma mekanları tasarlanmalıdır. Bitki için gerekli olan ışık , su
ve toprak ortamda uygun miktarlarda olmalıdır.
􀂾 Projenin uygulanabilir olduğuna karar verildikten sonra ikinci aşamaya geçilir. Kesin plan
hazırlanır. Bitki türleri , sayıları, kapta , zeminde ya da askıda kullanıldıkları belirtilir. Havuz gibi
yapılar varsa bunlar da planda detaylandırılmalıdır. Ayrıca yıl boyunca hangi dönemlerde
alternatif hangi türlerin kullanılacağı ya da renk etkisi verilmek isteniyorsa, mevsimlere bağlı
olarak hangi türlerin dikileceği uygulama projesinde belirtilir.
􀂾 Artık uygulama aşamasına gelinmiştir. Bitkilendirme ,konstrüksiyon detayları , tesisat gibi gerekli
tüm veriler tamamlanmıştır.
İnsanoğlu aynı zamanda ufkunu geliştirerek yeni uygulamalar oluşturmalıdır.
Bunlardan biri son günlerde oldukça yaygınlaşan şişe bahçeleri, evlerin uygun
köşelerinde doğanın tüm canlılığını odamıza getirmektedir. Şişe bahçesi için en uygun
olan kavanozlar, geniş ağızlı ve yeşilimtrak renkte olanlardır. Kavanozlar, ev bitkilerinin
yetişmeleri için ideal ortamdır. Kavanozlar içinde atmosfer dengede olup , bol ışıklı
yerlere konmalıdır. Buradaki bitkilere sık sık sulama yapmak gerekmez. Böyle bir
bahçenin oluşturulması için ilk önce şişe güzelce yıkanmalı ardından şişenin tabanına
birkaç cm, kalınlığında çakıl konulmalıdır. Çakılın üzerine de hazırladığımız toprak
karışımını ilave etmeliyiz. Hazırlanan bu karışımın üzerine bitkileri özenle dikmeliyiz.
Yeni uygulamalardan bir diğeri de su kültürü altında bitkileri yetiştirmektir.
Burada bitkiler normal kompost yerine sert, pişmiş kil tabletleri içinde köklendirilir.
Bunlar kökler için sağlam ortam sağladıkları gibi aynı zamanda hafiftir. Hidrokültür için
iki kısımlı özel saksı gerekir. İç kısım, yanda ve altta açıklıklar içerirken dış kısım basit
bir silindir biçimindedir. Dikilmeden önce kökler ılık suyla iyice temizlenir. Bundan
sonra iç kısmın altında 3-4 cm derinliğinde kil tabletlerinden bir tabaka yapılmalıdır.
Sonra bitki, kökleri iç kısmın içine yerleşmiş derecede tutulur ve tabletler bitki etrafında
sıkıca duracak şekilde dökülür. Sonra saksı ılık su ile çalkalanır. Kil tabletler kökler
arasında şişerek köklerin kaba tutunmasına yarar. Sonra iç kap, dış kap içine yerleştirilir.
İstenen seviyeye gelinceye kadar su ilave edilir. Böylece kökler su içnde serbest olarak
sarkık kalır. Su seviyesi sürekli kontrol edilmelidir. Bir hafta sonra bitki besin maddesi
ilave edilmelidir. Her altı haftada bir suyun değiştirilmesi gerekir; Çünkü bitkiler,
durgun suda uzun müddet bırakınca iyi büyümez. Hidrokültür masraflı değildir; ancak
özel olarak hazırlanmış saksı, mutlaka alınmalıdır.
Comments (0) >> feed
Write comment

You must be logged in to post a comment. Please register if you do not have an account yet.


busy
 
< Önceki   Sonraki >