|
Bitki kaçakçılığının faturası milyarlarca dolar zarar Türkiye'de dünyanın hiçbir yerinde olmayan 3500 endemik bitki bulunuyor ve bu bitkiler yıllardır köylülerle işbirliği halinde kaçırılıyor. Bitkilerimiz yurtdışındaki laboratuvarlarda, gen bankalarında değerlendiriliyor. Bazı Türk bilim adamları da farkında olmadan casuslarla işbirliği yapıyor. | | | | | Türkiye'yi keşfe gelen milyonlarca turistten 'ikisinin' yolu, bu sefer Tunceli’nin dağlık köylerinden birine düşmüştü. Keşif noktaları köy kahvehanesinden başlıyordu. Yanlarındaki tercüman vasıtasıyla köylülerle sohbete başladılar. Havadan sudan gidiyordu muhabbetin seyri... Köyün durağan, bir o kadar da rutin yaşamında değişiklik olmuştu. Köye yabancılar gelmişti. Çaylar içildi. Yabancıların ikram ettiği sigaradan tüttürüldü bol bol... İngiliz turistler sohbetin bir kısmında köylülere şöyle bir soru sordu: "Hastalandığınızda ne yapıyorsunuz? Şifalı bitkiler kullanıyor musunuz?" Şifreli cümle buydu. İki İngiliz istedikleri yanıtı aldılar. Köyün çobanına 10 milyon Türk lirası verip, kökleriyle birlikte topladıkları bitkileri bavullarına yerleştirdiler. İki İngiliz'in bu seferki rotası Antalya idi. Plan aynıydı. Ancak Antalya'daki taktiklerini altüst eden bir şey oldu. O sırada bilimsel bir gezi için bölgede bulunan bir üniversitenin öğretim üyeleri, iki İngiliz'i deşifre ettiler. Hemen isimlerini aldılar ve konu İçişleri Bakanlığı'ndan MİT'e kadar tüm güvenlik birimlerine ulaştırıldı. Güvenlik birimleri iki İngiliz'i gözaltına aldılar, ellerindeki bitkilerle birlikte... Sonuçta serbest bırakıldılar. Bu olay 1995'te yaşandı. İki İngiliz'i güvenlik güçlerine bildiren, bitki casusluğu yapıldığı gerekçesiyle takibat yapılmasını sağlayan kişi ise İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Botanik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuna Ekim'di. O dönemde Gazi Üniversitesi'nde bölüm başkanıydı. Bu olayın üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen, belki bu haberi okuduğunuz anda bile sayısını bilemeyeceğimiz yabancı, Türkiye'deki bitkilerin kaçırılması operasyonunu yürütüyor. Kaçakçılar kimler? Geçen hafta Yunan arılarının Türk balını çaldığı iddiası tartışıldı. Konu fantastik casusluk öyküsü gibi, pek inandırıcı bulunmadı; ama bitki casusluğu kamuoyunun dikkatinden kaçan önemli bir konu. Bitki deyip konuyu sakın geçiştirmeyin… Türkiye'de 3500 adet dünyanın hiçbir yerinde olmayan ender bitki türü bulunuyor. Bunlara 'endemik bitki' deniliyor. En önemlisi, Türkiye, dünyada sayılı özel bitkinin yetiştiği bir zenginliğe sahip. PKK/KONGRA-GEL örgütünün özellikle Doğu Anadolu'da yetişen ters laleleri kaçırıp Avrupa'da satarak, kendisine maddi kaynak sağladığı da güvenlik güçlerinin istihbarat kayıtlarına girmiş durumda. Bitkilerin, hastalıkları önleyici tedavide kullanılmasına yönelik milyonlarca dolarlık gizli projelerin yürütüldüğü laboratuvarlarda görevli bilim adamlarınca kaçırıldığı bilgisini burada kayıt etmek gerek. TÜBİTAK bünyesindeki çalışmaları da koordine eden Abant İzzet Baysal Üniversitesi Fen Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Tekin Babaç, Türk bilim adamlarının da farkında olmadan kaçakçılarla işbirliği yaptığını ve kaçırılan bitkilerin yurtdışındaki gen bankalarında değerlendirildiğini söylüyor. Bitkilerin insan sağlığı üzerindeki etkilerini araştıran ve dünya çapında 'Saraçoğlu yöntemleri' olarak bilimsel literatüre giren Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, bitki casusluğuyla, Türkiye'nin çok önemli milli servet kaybı yaşadığı değerlendirmesini yapıyor. Prof. Dr. Saraçoğlu Türkiye'deki özel bitkilerin büyük bir ilaç sanayine dönüştürülerek değerlendirilmesi durumunda, tüm borçlarını ödeyeceği bilgisini aktararak, konu hakkında iddialı konuşuyor. Peki casuslar, kimler ve ne için bitkilerimizi çalıyor? Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu'na göre, ilaç firmaları bu işin birinci faili. Prof. Dr. Saraçoğlu'nun çarpıcı değerlendirmeleri şöyle: "Türkiye'de bitki örtüsünde öyle özel bitkiler var ki, dünyanın hiçbir yerinde bu kalitede ve tedavi gücü bu özellikte olanını bulamazsınız. Örneğin aslanpençesi bitkisi. Meme kanserine, prostat kanserine, lenf bezi kanserine karşı mükemmel bir önleyici ve tedavi gücü de var. Avrupa'da bitkiler koruma altına alınmıştır. Bunları gelişigüzel toplayamazsınız. Cezası var. Türkiye'de ise maalesef bu konuda ne bir yasa var, ne de bu bitkileri koruyacak herhangi bir ilgili makam. Bunlar çok ucuza toplatılıyor, sonunda bize çok pahalı ilaç olarak geri dönüyor. Köylüler bunları köyleriyle topluyorlar. Aslanpençesi bitkisini artık bulamıyorsunuz Türkiye'de." PKK ters laleleri kaçırdı mı? Güvenlik güçlerinin elindeki bir bilgiye göre, terör örgütü PKK, şimdiki adıyla KONGRA/GEL yurtdışına 15 milyon adet ters lale kaçırdı. "Nesli Tehlike Altındaki Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme" demek olan CITES'’in Türkiye Komisyon Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Botanik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuna Ekim de bu bilgiyi doğruluyor. Ancak kesin olmadığına ilişkin de şerh düşüyor. Prof. Dr. Ekim, "Kesin değil PKK meselesi. Onu biz de duyduk. İllegal yollardan satıldığı yolunda bize de bilgiler geliyor. Tabii biz bilim adamı olarak onun peşine düşüp tespit edemeyiz" diyor. PKK'nın çalarak büyük gelir elde ettiği ters lalelere 'İmparator lalesi' de deniyor. Prof. Dr. Ekim ekliyor: "Çiçeklerin şahıdır ters lale." Türkiye seyrediyor Türkiye'nin bitkileri kaçırılırken biz ne yapıyoruz peki? İşte can alıcı nokta da burası. Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu'na göre Türkiye'de dünyada hiçbir yerde olmayan 3500 bitki için ne bir kayıt tutuluyor, ne istatistik var, ne de başka önlemler alınıyor. Yani Türkiye bitkilerinin kaçırılmasını seyrediyor. TÜBİTAK bünyesinde "Ulusal Biyo Çeşitlilik Veri Tabanı" oluşturulmuş durumda. Ancak kaçakçılığın önlenmesine ilişkin ortada somut bir çalışma yok. Türkiye'de bitki türleri dendiğinde duayen kabul edilen Prof. Dr. Tuna Ekim ise çaresizliğin itirafçısı gibi şu sözleri sarf ediyor: "Engellemek için 1983 ve 1988'de iki tane Bakanlar Kurulu kararnamesi çıkarıldı. Geçen sene de çıkarıldı bir tane. Buna göre Türkiye'den bitki, hayvan, arkeolojik materyal toplamak belirli izinlere tabidir. Ancak izin aldıktan sonra bunu toplayabilirsiniz. Bilimsel amaçlı bile olsa. Ticari amaçlı yasak zaten. Türkiye'de çoğu kanunun işlemediği gibi bu kanun da böyle oldu. Gümrüklerde önlem almak lazım diye sanıyordum. İstanbul gümrüklerine bir brifing de verdim bu konuda. Bütün gümrükçüleri topladılar. Son zamanlarda AB süreciyle ilgili kimse aranmıyor, dolayısıyla o da imkânsız. Gümrükler kesin çözüm değil. Gizli olduğu için tespit imkânsız. Çobana gidiyorsunuz, 10 milyon lira veriyorsunuz, bizim çoban hepsini topluyor size. Siz kendiniz kazıp toplamıyorsunuz. O şekilde toplandığını tespit ettik. Köylüye toplatıyorlar bunları. Bin tanesini götürdüğünü düşünün, İngiltere'de bir tanesi 15-20 sterlin civarında satılır. Türk parasıyla çarpın, adamı rahatlıkla geçindirir. Yalnız Türkiye'de olmaz bu. Bu şekilde geçimini sağlayan kişiler vardır."
|