Tarihsel kaynakları incelediğimizde kaplar içinde bitki yetiştirmeye ilk olarak Mısırlıların başladığını görüyoruz. Mısırlılar, bitkilerin faydasını ilk öğrenen ve bunu kullanan medeniyet olmuş. Önceleri sadece ilaç olarak tedavilerde kullanılan bitkiler, ilerleyen yıllarda dekoratif amaçlarla çevreyi düzenlemek ve güzelleştirmek için kullanılmaya başlanmış. Kısa zaman içinde, doğada yaşayan çoğu bitki, “saksı” denilen küçücük kaselerdeki yaşamlarına başarıyla uyum sağlayarak, günümüzde insanlığın en yaygın uğraşılarından biri haline gelmiş. Günümüzde “Bonsai” olarak bilinen cüce ağaçlar, ilk olarak milattan sonra (618-907) tarihleri arasında Çin topraklarında hüküm süren, Tang hanedanlığında “penjing” adıyla yetiştirilmeye başlanmış. Ancak penjing’in tam anlamıyla bonsai sanatına benzediği söylenemez. “Penjing” sanatı bir anlamda minyatürizm olarak adlandırılabilir. Penjing’te minyatür bahçeler içindeki canlı ağaççıkların gölgelerine yerleştirilen minik heykelcikler (keçiler, kuşlar insanlar vs.) bir kolaj şeklinde bir araya getirilince insanlarda gerçeklik hissi uyandıran manzaralar oluşturuyordu. Bonsai’nin temellerini Çinliler atmış ancak bunu bir sanat haline getirenler Japonlar olmuş. Japonya’dan Çin’e giden gezginler, orada öğrendikleri çeşitli sanatlar ile birlikte Çin kültürünün birçok öğesini de ülkelerine götürmüşler. Budizm’de dahil olmak üzere Çin’den çok şey öğrenen Japon’lar, Ülkelerine dönerken gemilerine birkaç minyatür Penjing yüklemeyi ihmal etmemişler. Daha sonra bu sanatı aynı şekilde taklit etmek yerine sadece bir öğesi üzerinde çalışmayı tercih etmişler. “Ağaçlar”… Bu ağaççıklara kendi dillerinde “Bon-sai” adını vermişler. ( Bon-tepsi, Sai-Ağaç) 14. Yüzyıl’a gelindiğinde bonsai öylesine popüler bir sanat haline gelmiş ki, gezginler ve maceracılar Japonya’yı minik ağaççıkların ülkesi olarak tanımaya başlamış. Zamanla penjing unutulmuş ama bonsai sanatı bir çığ gibi büyümüş. Bu sanatın bu kadar yayılmasının sebeplerinden birisi – belki de en önemlisi “Zen” öğretisi ile alakası. Çünkü Zen’de “sabır” en önemli meziyettir ve iyi bir bonsai için yıllarca sabırla uğraşan bonsai yetiştiricileri, zamanla halk arasında saygı gören, üstün sabrın simgesi bilge kişiler olarak anılmaya başlanır. “Bonsai” herhangi bir ağaç türünün yada familyasının ismi değil. Yaprak büyüklüğü çok fazla olmayan yüze yakın ağaç türünden başarılı bonsai’ler yaratmak mümkün. Bunun birkaç yolu var. Çok sabır isteyen ilk yol, beğenilen ve bonsai’si yapılmak istenen ağaçlardan sonbahar döneminde toplanan tohumların uygun zamanlarda - belli yöntemlerle - ekilmesi. Bu yol ile elde edilen fidanlar birkaç yıl - istenen gövde kalınlığına ulaşana kadar - serbestçe büyümesine izin verilir. Daha sonra yerinden titizlikle sökülür, kökleri ve dalları budanıp tellerle sarılarak değişik formlar verilerek saksıya alınır. Bonsailere form verme konusunda uyulması gereken çok kesin kurallar yoktur. Belirlenmiş ve isimlendirilmiş formlar da vardır fakat sanatçı kendi kararları doğrultusunda form vermekte serbesttir. Tek amaç ağacın yaşlı gösterilmesidir. Bunu sağlamanın tek yolu uygun zamanlarda yapılan budamalardır. Budama sayesinde boyu ve kök uzunluğu kontrol altında tutulan ağaç artık bir bonsai’dir. Kalın bir gövde ve uygun bir form sayesinde aslında 5-6 yaşında olan ağaç 50-60 yaşında bir ağaç gibi görünür. Daha az sabır isteyen ikinci bir yol ise, doğal ortamlarında yaşlanmış ağaçların bonsai yapılmaya uygun dallarının ağacın üzerinde köklendirilip kesildikten sonra saksıya alınması. Bu yöntemde daha kısa zamanda orijinal görünümde bonsai’ler yaratmak mümkün. İyi bir bonsai sanatçısı olmak için yıllarca sabırla çalışmak, doğanın ve bitkilerin dillerinden iyi anlamak gerekir. Ağacın ne zaman suya, ne zaman gübreye; ne kadar güneş ışığına ihtiyaç duyduğunu, ne zaman içeriye ne zaman dışarıya alınacağını bilmek ancak bu sayede mümkün olacaktır. Ustaların karar birliğine vardığı bir görüş; iyi bir bonsai sanatçısının aynı zamanda iyi bir botanikçi kadar bilgili olması gerektiğidir. Üçüncü yol için ise iyi bir çift ayakkabıya, birkaç alet edevata ve en önemlisi güçlü bacaklara ihtiyacınız var. Çünkü doğada kendi kendine cüce kalmış ağaçlar bulmak için dağlara tepelere tırmanmanız gerekiyor. Şanslısınız çünkü yüzlerce türde bitki ve ağacın yaşayabildiği bir iklim kuşağındayız. “Yamadori bonsailer” doğada kendi kendine cüce kalmış kalın gövdeli, minik ağaççıklara verilen isim. Bunları bulmak ve fazla hırpalamadan ( köklerine ve dallarına zarar vermeden ) sökerek uygun toprak karışımları ile saksıya alıştırmak mümkün. Tabi ki sökme işlemi de yılın belli dönemlerinde yapılırsa başarı sağlanabilir. Cüce ağaçlar genellikle kayalık yamaçlarda bulunabilir. Kökleri dar bir ortama sıkıştığı ve fazla beslenemediği için cüce kalan bu ağaççıklar Japonların en fazla değer verdiği bonsai türü. Bu yolla 300 yaşında 30 santimlik bir cüce şimşir ağacı bulmanız mümkün. Fakat yaşatması en güç olanlarda bunlar. Bu sebeple yamadori bonsai’lerin yapay olanlardan kat kat değerli olduğunu söylemeye gerek yok. Bu yöntemin ana kuralı, alınan ağaççığın söküldüğü doğal ortam ile götürüleceği yerin iklim özelliklerinin birbirinden çok farklı olmamasıdır. Toprak karışımı da ağacın ihtiyaçlarına cevap verebilmelidir. Kuru bir ortamdan alınıp her gün sulanan bir ağaççığın kökleri kısa bir sürede çürüme eğilimi gösterecektir. Bunun tam tersi de söz konusudur. Burada bahsedeceğimiz en kolay yol ise çevrenizdeki fidanlıklardan ve seralardan satın alacağınız ağaç fidanları ile bu işe başlamaktır. Tavsiye edilen en kolay ve risksiz yol budur ve başarısızlık şansı azdır. Fidanları satın aldığınız yerlerdeki kişilerden alacağınız tavsiyelerde işinize yarayacaktır. Aldığınız ağaca aceleyle müdahale etmektense bir süre yerleştirdiğiniz ortama alışmasını beklemeniz daha uygun olacaktır. Bu arada şu bilgiyi vermekte fayda var, bonsai’ler 10 santimetreden 1,5 metreye kadar boylarda olabilir. Yeter ki saksıda olsun. Son yıllarda büyük marketlerin botanik reyonlarında bonsai’ler satılmaya başlandı. Bu ağaçların çoğu yurtdışından ithal ediliyor. Taşınması sırasında ve sergilendiği ortamın kötü koşullarında oldukça hırpalanan bu minik ağaççıkların çoğu, eve getirildiğinde ölüyor. Sizlere tavsiyemiz, hazır bonsai satın alacaksanız bu konuda bilgi sahibi olmadan aceleci davranmayın. En azından sulama ve gübrelemeyle ilgili bir ön araştırma yapın. Evinizin yeterince güneş alıp almadığını dikkate alın. Alacağınız ağaççıkların seralardaki yüksek ısı ve ışıklı ortamlarından dışarıya çıktıklarında yaşama şanslarının zaten az olduğunu unutmayın. Güneş almayan bir salon köşesine koyduğunuz bonsai’niz ölmeye mahkumdur. Türkiye’de neredeyse hiç bilinmeyen bir sanat olan bonsai hakkında Avrupa ve Amerika’da haftalık yayınlanan dergiler bile mevcut. Yüzlerce yazılı ve görsel kaynak bulmak mümkün. Devasa seralarda fuarlar düzenleniyor. Meraklılarına kurslar veriliyor. Büyük ustalar yeni geliştirdikleri teknikleri paylaşmak için toplantılar düzenliyorlar. Botanik mağazalarında özel bonsai malzemeleri tam anlamıyla bir sektör olmuş durumda. Özel bonsai toprağı, bonsai sarmak için tel setleri, dal budamak için özel makaslar, bonsai testereleri, bonsai gübreleri, bonsai ( bildiğimiz ağaç ) tohumları, eski görünüm vermek için gövdeye sürülen özel kimyasal karışımlar, minik bonsai saksıları, milyon dolarlık bir pazar oluşturmuş durumda. Ne yazık ki bu konu ile ilgili ülkemizde yazılmış herhangi bir kaynak yok. Yurtdışında yayınlanan yüzlerce kitabın tek bir tanesinin dahi Türkçe çevirisi yapılmamış. Ancak umuyoruz ki bu mükemmel görünümlü ağaççıklara ilgi arttıkça Türkiye’de de bu konuyla ilgili çalışmalar görmeye başlayacağız. Yeni başlayacaklar için bazı öneriler: 1- Bir tek ağaçla uğraşmak yerine bir çok ağaç edinip denemeler yaparak tecrübe kazanın. 2- Hızlı büyüyen ve gelişen ağaçlarla başlayın. 3- Ağaç satın alacaksanız doğal olarak bonsai olmaya meyilli olanları tercih edin. Kalın bir gövdesi ve şekillendirmeye uygun bolca dalı olanları tercih edin. Mümkünse çok büyük olmasın. 4- Ağaçları doğadan nasıl bulacağınızı ve öldürmeden nasıl saksıya nakledeceğinizi öğrenin. Acımasızca asılıp köklerini kopartmak yerine, tek yolu çay kaşığı ile kazmak bile olsa zarar vermeden minik darbelerle yerinden alın. Unutmayın O da bir canlı ve kökleri her şeyi. 5- Elinizdeki ağaçlar küçük ve ince gövdeli ise bahçenize veya çok büyük saksılara ekin. ( Daha çabuk gelişmeleri ve gövdelerinin kalınlaşmasını hızlandırmanız bu yol en iyisidir ) 6- Gübre kullanın. Ağaçlar doğal ortamlarında her türlü minerali almak için köklerini metrelerce uzatabilmektedir. Minicik saksılara yerleştirmek için budanan köklerinden yeterince besini alamayan ağaçlar zayıflar ve ölür. Bu sebeple gübre çok önemlidir. 7- Yeterince güneş alabileceği yerlerde muhafaza edin. Işık bitkiler için nefes almak kadar önemlidir. Fotosentez yapıp köklerinden aldıkları mineralleri işleyebilmek için ışığı kullanırlar. 8- Çok fazla müdahale etmeyin. Her gün üzerinde uğraşılan ağaçlar strese girip solmaya başlarlar. Bu sebeple onları biraz kendi hallerine bırakın. Her gün üzerinde çalışmaktansa, büyük değişiklikleri bir günde yapın ve onları kendi halinde buna alışmaya bırakın. 9- Bitkiler konusunda bulduğunuz herşeyi okuyun. İşte Bonsai yapabileceğiniz bazı ağaç türleri Fıstık çamı Ladin türleri Dağ muşmulası Ardıç türleri Sığla ağacı Şimşir Ficus familyası Zeytin ağacı Akçaağaç türleri (Japon Akçaağacı – Trident maple olarak geçen bu işe en uygunu ) Cüce Nar ( Yeni başlayanlar için ideal ) Ateş dikeni Limon ağacı Japon elması Kamelya Begonvil Hanımeli
kaynak: bonsaigalerisi.com Bülent Kalkan
| Comments () >> |
 |
| Write comment |
You must be logged in to post a comment. Please register if you do not have an account yet. |
|