|
Giriş :Peyzaj çalışmalarının amacı, insanlar için kentsel ve kırsal alanlarda kültürel, ekonomik ve estetik yönden güzel ve verimli bir yaşama ortamı sağlamaktır. Yaşadığımız tüm ortamlarda, ofisimizde, terasımızda, balkonumuzda, sokağımızda, şehrimizde bitki dikebileceğimiz kısacası her alanda bitkileri doğru seçerek, fonksiyonlarını en iyi şekilde kullanarak yerleştirmemiz gerekmektedir. Yaptığımız bu tasarımın daha sonraki zamanlarda bakım işlemlerini de doğru ve bilinçli bir şekilde yapmamız gerekmektedir.
Bilinçsiz seçilmiş bitkiler hoş olmayan bir tasarımı oluşturur. Böyle tasarımlar insana huzur verecekleri yerde insanı yorarlar. İyi bir bahçe yapabilmek için bitkileri öğrenmeli, uygulama için teknik bilgiler edinmeliyiz. İşte buradaki amacımız, yaşadığımız ortamı güzel kılmak ve güzellikleri korumaktır. Bu modülü tamamladığınızda; etrafınızdaki güzellikleri daha iyi değerlendirebilecek, onlara daha iyi bakabilecek ve hatta olumsuz görüntüleri yok etmek için yeni tasarımlarda bulunacak, yaşanılabilir, estetik ve doğal yeşil alanlar tesis edebileceksiniz. 1. PEYZAJ 1.1. Tanımı, Amacı ve Sınıfları 1.1.1. Tanımı
Peyzajın genel anlamına bakılacak olursa; manzara veya görünüm anlamına gelmektedir. Peyzaj kavramı çeşitli meslek gruplarının ilgi alanına girer. Bu meslek grupları tarım, orman, mimarlıklar, kent ve bölge planlanmacılığı, coğrafya, güzel sanatlar gibi ilgili meslek dallarıdır. Peyzaj, bir noktadan bakıldığında görüş çerçevesi içine girebilen doğal ve kültürel varlıkların bir arada meydana getirdikleri görünüştür. Peyzaj, çevre içinde yer alan çeşitli karakterdeki doğal ve kültürel elemanların bir arada meydana getirdikleri görünüştür. Peyzaj, yeryüzünde ormanın, tarım alanının, yerleşim alanının kapsadığı görünümdür. Peyzaj, gerek bireysel, gerekse toplum olarak insan ve doğa arasındaki karşılıklı etki sonucunda gelişen ve değişme gösteren bir kavramdır. 1.1.2. Amacı Peyzajın yapılmasıyla, çevrenin süs bitkileriyle bezenmesinin ötesinde gerçek bir gereksinim olduğu herkes tarafından kabul edilmiştir. Kentsel ve kırsal alanlarda, doğal peyzaj alanlarının, güzellik ve niteliğini koruyarak sürekliliğini sağlamak, insanlar için kültürel, işlevsel ve estetik yaşama ortamı yaratılması amaçlanmaktadır. Peyzaj planlama, insanlar için en iyi arazi kullanım yollarının bulunmasına ve oluşturulmasına yardımcı olmaktadır. Peyzaj planlaması sonucu gerçekleştirilecek olan yaşama ortamı; bir amaca hizmet etmeli, bir işlevi (yararı) olmalı, bunun yanı sıra estetik ve ekonomik olmalıdır. 1.1.3. Peyzajın Sınıfları Peyzaj çeşitli şekillerde sınıflandırılmaktadır. Genel olarak peyzajın doğal ve kültürel olmak üzere iki çeşidi vardır. a) Doğal Peyzaj Doğada kendiliğinden varolan obje ve özellikler ile doğal hayatın oluşturduğu bir sentezdir. b) Kültürel Peyzaj Doğadaki varlıkların veya objelerin insan eliyle değişmiş, oluşturulmuş ve hareketlenmiş olduğu yerler kültürel peyzajı oluşturur. Kültürel peyzaj da ortaya konulan kullanım durumuna göre isimlendirilir. Bunlar; Kırsal Peyzaj Tarım alanları, meyve-sebze bahçeleri, hayvancılık ve çiçekçilik işletmeleri, sulama tesisleri bu peyzaj sınıfı içine girer. İnsan hayatına çok iyi uyum sağlamış, sakin huzur sağlayan ve oyalayıcı bir yapıya sahiptir. Doğanın diğer varlıkları ile bir bütünlük yaratır. Kentsel Peyzaj Kentlerde nüfus artışı ve yoğun yapılaşma sonucu oluşan kitle, blok ve taş yığınlarının çevresi ile birlikte yarattığı bir peyzajdır. Kentsel peyzajın sürekliliği insanın doğayla olan ilişkisini keser. Kentsel peyzaj da insanı doğaya yakınlaştıran unsurlar olarak bağımsız ev bahçelerini, site bahçelerini, gezi yerlerini, meydanları, bulvarları, mezarlık gibi alanları görmekteyiz. Endüstri Peyzajı Gelişmiş ülkelerde sanayi tesislerinin, maden ocaklarının, endüstriyel diğer mekânların peyzajıdır. Burada oluşan çirkin görüntüleri kapatmak, çevre ve hava kirliliğini azaltmak için yapılan çalışmalardır. Yol Peyzajı Özellikle geniş karayollarının yapımı sırasında bozulan veya tahrip edilen doğal peyzajın yeniden düzenlenmesi amacıyla yapılmaktadır. Orman Peyzajı Ormancılıkla ilgili faaliyetler sonucu doğmuş olan peyzaj tipidir. Turistik Peyzaj Turistik yerler, tatil köyleri, sahil siteleri, kent dışı sportif tesisler ve alanlar, sağlıkla ilgili tesisler ve kür yerleri, arkeolojik sanat eserleri ve çevrelerinin düzenlenmesi sonucu ortaya çıkan peyzaj tipidir. 1.2. Peyzaj Planlaması Çalışmalarında Genel İlkeler Peyzaj planlaması, yeryüzünde ve sınırlı alanlar üzerinde yaşayan insan toplulukları için iyi arazi kullanımı amacıyla oluşturulmuştur. Doğadaki peyzaj alanlarının güzellik ve niteliği korunarak insan kullanımına sunulur. İyi bir mekân organizasyonu fonksiyonel, estetik ve ekonomik ilkelerin ışığı altında yapılır. Planlamada bu üç ana ilkenin birbirine paralel olması gerekir. Yaşanacak mekân hem fonksiyonel, hem estetik hem de ekonomik olacak şekilde planlanmalıdır. Fonksiyonel olup da estetik ya da ekonomik olmayan veya ekonomik ve estetik olup da fonksiyonel olmayan bir planlamanın fazla bir değeri yoktur. 1.2.1. Estetik İlkeler Estetik, ölçülü güzellik anlamına gelir. Bir kişinin gözünde ya da duygularında güzel olarak değerlendirilen bir obje, bir başkası için güzel olmayabilir. Peyzaj planlamalarında estetik ilkeleri üç grupta toplanabilir. 1.2.1.1. Ayıklama ( Eliminasyon) Estetik bir görünüm elde etmek amacıyla yapılması gerekli ilk işlemdir. Bu işlem, bir düzen içindeki göze hoş gelmeyen, olumsuz elemanların uzaklaştırılıp güzel bir ortamın ortaya çıkarılması amacıyla yapılmaktadır. Ayıklama işlemi estetik görünüm sağlanmasındaki en önemli adımdır. Ayıklama sonrası üç işlem söz konusudur. a) Olumsuz obje alındıktan sonra yeri boş bırakılır. b) Onun yerine oraya uygun başka obje yerleştirilir. c) Olumsuz obje alınamıyorsa gizlenebilir. Ayıklama, görsel yönden estetik bir sonuç ortaya koyar. Göl kenarındaki bir tepe üzerine çıkıp etrafı incelediğimizi düşünelim. Durgun sudaki kayığı, göl çevresindeki insanları, bitki örtüsünü, çakıl taşlarını, kayalıkları vb. görürüz. Bunların hepsi bizi olumlu yönde etkiler. İnsan bunları görmekten mutlu olur. Bu değişik objelerin hepsi bir arada bütünlük yaratır. Birinin bile eksikliği insanı etkiler. Bu objelerin hepsi doğal peyzaj denilen görüntüyü ortaya koyar. Deniz kenarına atılmış bir konserve kutusu, şişe, kötü koku, gürültü, lastik, egsoz dumanı istenmeyen obje ya da özellikler insanları bulunduğu ortamdan kaçmaya zorlar. İnsan istemediği bu objeleri oradan uzaklaştırmak ister. Bu amaçla yapılması gereken işlem ayıklamadır. Tüm bu olumsuzlukları uzaklaştırıp olumlu bir ortam ortaya koymak amacıyla ayıklama yapmamız gerekir. Bazı durumlarda olumsuz objeyi ortadan kaldırma imkânı olmayabilir, o zaman objeyi gizleme işlemi yapılır. Gizleme işleminde, görünmesi istenmeyen objenin önüne ve yanına başka objeler yerleştirilir. Böylece istenmeyen obje başka objelerle kapatılmış olur. Örneğin, görüntüyü bozan bir duvarın önüne yüksek boylu bitkiler dikilerek görüntü kapatılabilir. 1.2.1.2. Uyum ( Harmoni ) Birbirine benzer ve olumlu özelikleri olan canlı ya da cansız objelerin bir arada kullanılması sonucu ortaya çıkan görünüm de estetik bir görünümdür. Doğa ile doğa arasında uyum olabileceği gibi obje ile obje arasında veya doğa ile obje arasında bir uyum söz konusudur. Uyum; ölçü, biçim, renk, doku bakımından olabilir. Doğa içinde insan eliyle yapılmış ancak doğa ile kaynaşmış, bütünleşmiş gibi görünen insanın yadırgamadığı objeler, doğa ile obje arasında uyum olduğunu gösterir. Örneğin, doğa ile uyum sağlamış bazı köprüler vardır. Bunlar çevre ile bütünleşmiştir. Bu örnekte olduğu gibi bazı objeler doğaya ilave edildiğinde uyum yarattığından insanlar tarafından beğenilip istenilmektedir. İnsan bu objelerle kendini doğa içinde çok daha mutlu hisseder. Boğaz’ da Anadolu ve Rumeli Hisarları sonradan ilave edilmiş olmakla beraber doğa içinde uyumlu bir bütünlük oluşturmuşlardır. Yine aynı şekilde Çin Seddi, dağlık arazide kilometrelerce devam eder. Bu durum tesviye eğrilerine uygun olarak tesis edildiğinden gözümüzde etkisi olumludur. Bir yörede bitkisel materyalle yapılan plantasyon çalışmasında, bitkilerin o yöreye uyum sağlamasına da dikkat edilmelidir. Seçilen bitkiler yörenin ekolojik yapısına ve arazi formuna uygun olmalıdır. Yumuşak çizgileri olan arazide yuvarlak formlu; dik, keskin çizgileri olan arazide piramidal formlu bitkiler kullanılmalıdır. Doğa içinde yer alan doğal elemanlar arasında bir uyum varsa doğa ile doğa uyumu gerçekleşmiş olur. 1.2.1.3. Zıtlık Doğanın ya da objenin önemli ve belirgin olan bir özelliğinin, kendisine zıt olan bir doğa parçası ya da bir obje ile daha da kuvvetli hâle getirilmesi amacıyla yapılır. Doğanın ölçü, biçim, renk, doku gibi özelliklerinden herhangi biri en belirgin olabilir. Bu belirgin özellik, kendisine zıt olan canlı ya da cansız bir materyalin birlikte kullanımıyla ön plana çıkar. Böylece çok daha dikkat çekici hâle gelir. Örneğin, doğada durgun su yüzeyinin yanında sivri tepeler zıt bir görüntü verir ve durgun su yüzeyinin görünümünü çok daha kuvvetli bir şekilde oraya koyar. Bu, doğa- doğa zıtlığına örnektir. Aynı durumun tersi de söz konusudur. Yani durgun su yüzeyi, tepelerin sert görüntüsünü ( form özelliğini) daha kuvvetli algılamamızı sağlar. Su yüzeyinin yerine sivri, piramidal ağaçlar olsaydı bu keskin form iyi algılanamazdı. İki objenin birbirinden farklı olan olumlu özellikleri her iki objenin de bu özellikleri sebebiyle daha da dikkat çekici olmasına yol açar. Tasarımda kullanılan obje ya da doğanın belirgin ve olumlu bir özelliği var ise buna zıt objeler kullanarak bu özellik daha da ön plana çıkarılmalıdır. 1.2.2. Fonksiyonel İlkeler Fonksiyon; işe yararlılık, kullanışlılık ya da amaca elverişlilik anlamına gelir. Peyzaj planlamasında yer alan canlı-cansız her objenin bir fonksiyonu olması gerekir. Fonksiyonu olmayan objeye planlamada yer verilmez. Her mekân, kendi amacına uygun şekilde düzenlenir. Bir ev bahçesi, şehir parkı, spor alanı, botanik bahçesi, sergi alanı, fabrika, okul ayrı işlere yarayışlıdır. Bu sebeple bu mekânların kullanış amaçlarına uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Bir fabrikanın okul olarak kullanılması olanaksız olduğu gibi, bir okulda yapılacak değişikliklerle onun fabrika hâline dönüştürülmesi düşünülemez. b) Açık ve yeşil alanların ışık, hava, gürültü ve yaya güvencesi konularında olumlu sonuçlar yaratan işlevleri vardır. Kent dokusu içinde belirli hacimde boşluk gerekir. Bunu da açık ve yeşil alanlar sağlar. c) Açık-yeşil alanlar gürültüyü emerek, yürüyen insanlara elverişli bir ortam sağlarlar. d) Açık-yeşil alanlar kentlere mikroklimatik özellikler kazandırır. Büyük şehirlerde yapay bir iklim vardır. Beton, taş binalar doğada yapay bir iklim yaratır. Bu nedenle şehirlerdeki sıcaklık ortamları yazın normalden daha fazla, kışın normalden düşüktür. Böyle bir ortamda açık yeşil alanlar mikroklimatik ortam yaratan alanlardır. e) Açık-yeşil alanlar şehirlere her zaman temiz ve serin hava akımı sağlar. Olgun bir yaştaki kayın ağacının 10 kişinin yıllık oksijen ihtiyacını karşılayabildiği saptanmıştır. f) Açık- yeşil alanlar dinlenme, eğlenme için uygun ortamlardır. g)Açık- yeşil alanlar kentlerde organik düzen yaratır. Kentlerde mimari yapıların keskin ve sert çizgileri, insanlar üzerinde olumsuz etkiler yaratır. Yeşil alanlart binaların sert çizgilerinin yumuşamasına neden olur. h) Açık- yeşil alanlar mimari elemanlar içerisinde uygun bir yerleşim sağlarlar. Bir yapının açık ve yeşil içindeki görüntüsü çok etkilidir. Örneğin, Kız Kulesi denizin ortasında olmasıyla dikkat çekmektedir. ı) Açık – yeşil alanlar insan ölçüsüne göre denge kurarlar. İnsan kendi yaptığı binaların baskısı altında kalarak kendi ölçüsünü kaybeder. Psikolojik yönden baskı altındaki insanların kendilerine uygun bir ölçü bulmasını açık-yeşil alanlar sağlar. i) Açık yeşil alanlar estetik değer yaratırlar. Gözümüzde olumlu bir sonuç yaratmaları da fonksiyoneldir. 1.3. Peyzaj Planlama Aşamaları ( Fiziki Planlama ) Peyzaj planlama, alan kullanımına yönelik çalışmaların yapılmasına karar verilen aşamadır. Peyzaj planlamada, planlaması yapılacak alanın peyzaj değerlerine yönelik kaynaklar toplanıp analiz çalışmaları yapılır. Peyzajları iyileştirmeye yönelik çalışmalar da yapılır. Çevre çelişkilerinin oluşturduğu olumsuz etkiler ortama uygun duruma getirilir. Peyzaj planlamada çalışma ölçekleri 1: 1000 – 1: 50000 ve üstüdür. Herhangi bir alana ilişkin peyzaj planlama çalışmalarında, izlenmesi gereken altı ayrı aşama vardır. Bu aşamalar, Alan seçimi, Sürvey çalışmaları, Alan analizi, Alan strüktür diyagramı, Avan proje, Uygulama projesi. Kentsel alanlarda ve kırsal alanlarda yapılan planlama çalışmalarında başarılı bir sonuç için bu altı aşamanın sırasıyla dikkate alınması gerekir. Peyzaj planlama aşamalarından bir veya bir kaçı dikkate alınmaksızın yapılan uygulamalarda, peyzaj planlama çalışmalarında başarılı bir sonuç alınması beklenemez. Geri dönüşü olanaksız hatalar ortaya çıkar. 1.3.1. Alan Seçimi Peyzaj planlama çalışmalarına başlarken dikkate alınması gerekli olan ve planlamayı etkileyen en önemli aşamadır. Her iş bir alan üzerinde gerçekleşeceğinden uygun alan seçimi ile işe başlanmalıdır. Planlama ne kadar güzel olursa olsun uygun alan seçilmezse başarılı sonuç elde edilemez. Örneğin; otoparkı olmayan bir alışveriş merkezinin ya da şehir içerisinde bulunan benzin istasyonunun peyzajı ne kadar başarılı olsa da fonksiyonel olarak uygun değildir. Alan seçimi ile ilgili olarak fiziki planlama, bölgesel ve kentsel çevre düzenlemesi planları, kent planlama çalışmaları ile harita genel müdürlüğünden elde edilecek bilgiler işe başlamadan önce sağlanmalıdır. Arsa seçiminde dikkate alınması gerekli başlıca faktörler şunlardır; Şehir içinde seçilecek arsaların gürültü, toz ve dumandan, endüstriyel yerleşimlerden uzak sakin yerlerde olması arzu edilir. Alt yapının mevcut olması istenir. Arsanın jeolojik yapısının bina inşasına, toprak yapısının da bahçe tesisine uygun olması gerekir. Çok dik, heyelan tehlikesi altındaki yamaçlar, tuzlu, bataklık ya da kumsal alanlar bahçe tesisine uygun değildir. Bina ve bahçe tesis edilecek arsaların meyil derecesinin %5 ile 10 arasında olması gerekir. Bu tip arazilerin topografik yapısı, hareketli kompozisyonlara olanak sağlar. Ancak tesviye için biraz işçilik gerekir. %10 dan daha fazla meyilli arazilerde çok hacimli ve pahalı olan kazı dolgu işleri gerekir. Arsa parselleri değişik geometrik şekillerde olabilir. Ön cephesi çok dar veya çok geniş, arka cephesi çok derin veya derinliği olmayan arsalarda çalışmak biraz güçtür. Başarılı çalışmalar zor elde edilir. Planlamalarda başarıyı etkileyen diğer bir faktör de arsanın büyüklüğüdür. Ev ile bahçe sahası arasında bulunması gereken asgari oran da 1/8 olarak belirlenmiştir. Örneğin, 100 metrekarelik bir ev için 800 metrekare büyüklüğünde bir arsaya gereksinim vardır. 1.3.2. Sürvey Çalışmaları Seçilen alan ile birlikte, bu alanın içinde ve dışında kalan her türlü özellik bu aşamada belirlenir. Başarılı bir planlama için arazinin fiziki özelliklerini ve çevresindeki ayrıntıyı bilmek gerekir. Sürvey çalışması mutlaka seçilen alan üzerinde yani yerinde yapılmalıdır. Planlama yapılacak alanın öncelikle topografik haritası elde edilir. Arazinin toprak durumu hidrolik özellikleri incelenir. Toprağın fiziksel ve kimyasal özellikleri, pH sı , taban suyu gibi konular plan üzerinde işaretlenir. Arazinin çevresi ile olan uzak ve yakın ilişkisi incelenir. Doğal bitki örtüsü, hayvanlar âlemi, önemli ağaçlar belirlenmelidir. Elde edilen her türlü bilgi ve verilerin plan ya da harita üzerinde gösterilmesi sonucu grafik sürvey çalışması ortaya çıkar. Gözle görülen varlıkların yanı sıra rüzgâr, kötü koku bu grafik üzerinde işaretlenmelidir. 1.3.3. Alan Analizi Arazide saptanmış olan özelliklerden, planlama amacına uygun olarak hangilerinin korunup hangilerinin eleneceğine karar verilir. Örneğin, dekoratif bir tepe korunurken çirkin inşa edilmiş bir bina gizlenmelidir. 1.3.4. Alan Strüktür Diyagramı ( Leke Plan) Kullanış amacına uygun olarak seçilmiş bir alanın çeşitli fonksiyonlar için kullanma durumunun ortaya çıkarılmasında kullanılır. Örneğin, okul için merasim alanı, spor alanı, uygulama bahçesi ve otopark alanı seçilmelidir. Okul binası için uygun yer saptandıktan sonra diğer kullanımlar uygun yer ve ölçekte leke planı üzerinde belirtilir. 1.3.5. Avan Proje (Ön Proje) Uygun bir ölçek kullanılarak yapı ve alanlar büyüklükleri ile ortaya konur. Avan proje planlama alanının büyüklüğüne göre 1/1000, 1/500, 1/200 ve 1/100 ölçek kullanılarak hazırlanır. Avan projede özellikle uygulama maliyeti ve şartları başta olmak üzere ilgilinin isteği doğrultusunda bazı değişiklikler yapılabilir. 1.3.6. Uygulama Projesi (Kesin Proje) Avan projenin tartışma sonunda geliştirilmiş, olgunlaştırılmış ve uygulamaya hazır duruma getirilmiş son şeklidir. Kesin, ölçekli, ölçüleri belirtilmiş uygulama projesidir. Uygulama projeleri ile birlikte detay projeleri de çizilebilir (kamelya, oturma ünitesi, duvar, otopark gibi). Uygulama projeleri 1 / 200, 1 / 100 ve 1 / 50 ölçekle yapılır. 1.4. Projeyi Araziye Uygulama Projenin uygulanma aşamasıdır. Plan uygulaması sırasında şu konulara dikkat etmemiz gerekmektedir. Önce bina ve garaj gibi büyük mimari yapı elemanlarının inşaatı gerçekleştirilir. Tesviye planına uygun olarak büyük kazı ve dolgu işleri tamamlanır. Daha sonra kanalizasyon, sulama, drenaj ve aydınlatma tesisleri ile duvar, teras, havuz, kamelya, parmaklık, merdiven, yol gibi mimari yapı elemanlarının inşaatı gerçekleştirilir. Her türlü inşaat artıkları ve molozlar temizlenir. Arazinin tümü plana uygun olarak tesviye edilir. 1.4.1. Toprak işleme Genel olarak topraklar, kumlu, killi ya da humuslu olabilir. Bitkiler organik maddece zengin, humuslu topraklarda en iyi gelişimlerini gösterirler. Organik maddece zengin topraklar verimli topraklardır. Ayrıca toprağın bünyesinde bitki için yarar sağlayacak suyu da en iyi şekilde tutmaktadırlar. Bu tip toprakların drenajı da iyi olur. Sulama yapıldığında göllenme olmaz. Kökler gevşek yapıda hızlı gelişim gösterirler. Tüm bahçelerde bitki yetişmesi için uygun toprak yoktur. Bunun için bahçe toprağının ıslah edilmesi gerekir. Islah edilecek toprağın durumuna göre yüzeyden itibaren 20 –30 – 40 cm ya da daha fazla bir derinlikte toprağın ıslah materyali ile karıştırılması gerekir. Islah edilecek alan eğer çok geniş ise traktör ile sürmek suretiyle karışımı gerçekleştirmek mümkündür. Eğer az sayıda fidan dikilecek ise lokal olarak bitkilerin dikileceği kısımlar ıslah edilebilir. Bu amaçla dikim çukurunu biraz genişçe açarak çukurun alt ve yan kısımlarına hazırladığımız toprak karışımından eklememiz yeterli olacaktır. 1.4.2. Dikim Dikim Zamanı Bitkilerin dikimi için hem ilkbahar hem de sonbahar en uygun mevsimlerdir. Birçok insan çiçek dikmek için ilkbaharı bekler. Özellikle kışı çok sert geçen bölgelerde ilkbaharda dikim yapmak daha uygundur. Buradaki amaç, bitkilerin kışa kadar soğuğa dayanacak şekilde toprağa uyum sağlamalarıdır. Toprağın hiç donmadığı ya da kısa süreli donduğu ılıman bölgelerde ise sonbahar dikimi tercih edilir. Çünkü bu bölgelerde yaz sıcağı yeni bitkilere kış soğuğundan daha fazla zarar vermektedir. İklim nasıl olursa olsun bitkilerin yazın dikilmeleri istenmez. Ancak mutlaka dikim yapacak isek, kaplı fidan kullanımı ve özenli bir bakım ile bu kuralın dışına çıkabiliriz. Dikim Aralıklarını Belirleme Ağaç ya da çalı olsun, tüm fidanları bilinçli olarak ve uygun aralıklarla dikmek gerekir. Böylelikle bitkiler büyüdüğü zaman iç içe girmez ve başka problemler oluşmaz. Örneğin 1,5 m yayılım gösteren iki çalıyı yan yana dikerken; eğer bunlar çit ya da rüzgâr perdesi olmayacaksa en az 1,5 m aralıklı olarak dikmek gerekirken, aynı çalının duvardan ya da binadan 75 cm açıkta dikilmesi yeterli olacaktır. Çit ya da rüzgâr perdesi olacak ağaçları dikerken ise normal dikimin yarısı ya da daha az mesafe bırakılmalıdır. Birçok insan seyrek dikilen ağaçların görünümünün hoş olmadığını düşündüklerinden sık dikim yaparlar. Oysa sık dikim yapıldığında birkaç yıl sonra ağaçlar büyüdükleri zaman alacakları şekil ve büyüklük nedeniyle ağaçlar birbiri içine girerek karışık, yoğun ve çirkin görüntü oluşturacaklardır. Dikim Çukuru Çıplak köklü, topraklı ya da kaplı olsun, bütün fidanların dikimi için benzer büyüklükte bir çukur açmak gerekir. Uygulama yapacağınız bahçenin toprak özelliklerine ve kalitesine dikkat ederek fidanın kök hacminin en az iki misli hacimde bir çukur açmak gerekir. Dikim çukurunun içerisine dikeceğimiz fidan türünün istediği türden ıslah edilmiş toprak ile doldurmalıyız. Bu durumda kökler ile toprak arasında kolay bir alışveriş sağlanır. Böylelikle kökler toprağa daha iyi nüfuz edecek ve bitkiler hızla büyüyüp gelişebileceklerdir. Kaplı fidanı kabından çıkarmak için kenarından hafifçe vurup, çevirip, hafifçe yuvarlayıp ve köklere zarar vermeyecek şekilde çıkarmamız gerekir. Fidanları toprağı ile birlikte çıkarmalıyız. Fidanı dikim çukuruna yerleştirdikten sonra hazırladığımız topraktan ilave ederek dikimi gerçekleştirebiliriz. Dikim yaptıktan sonra fidanı mutlaka sulamalıyız. Yapılan bu ilk sulamaya can suyu adı verilmektedir. 1.4.3. Fidan Destekleme Ağaçlar ve boylu çalıların çoğu, dikim yapıldıktan sonra rüzgârla yıkılmaması ve düzgün büyümesi için desteklenmelidirler. Ağaçları desteklemek için kullanacağımız kazıklar köklere zarar vermeyecek şekilde dikim çukurunun hemen yanına dikilmelidir. Desteklemede kullandığımız kazığı toprak yüzeyinden 70–80 cm yukarıdan ağacın gövdesine bağlanır. Gövdenin zarar görmemesi için bağlamada yumuşak ip ya da destek kullanılır. İp “8” çizecek şekilde bağlanmalıdır. Böylece ağaç büyüme sırasında rahatlıkla genişleme olanağı bulacaktır. 1.4.4. Sulama Yeni dikilmiş bitkiler, kökleri toprakla iyi uyum sağlayamadığında kuruyabilir. Dikimden sonraki ilk mevsim, kökler için hafif bir nemlilik yeterlidir. Bitkilerin yeni sürme ve goncalı olduğu dönemlerde fazla miktarda suya gereksinim duyarlar. Kuraklık, genç bitkilerde az çiçeklenme görülmesine neden olur. Yazın kurak günlerinde, susuzluğa dayanıksız olan çalılar, sarılıcı ve yer örtücü bitkiler dikkatle izlenmeli haftada bir mutlaka sulanmalıdır. Ağaçların kökleri daha derin olduğu için kuraklıktan daha az etkilenir. Yaz sonundan itibaren su miktarı azaltılmalıdır. Bitkiler kışın uyku dönemine girmektedirler. Bunun yanında çok soğuklarda sulama yapıldığında toprakla birlikte su da donmakta bu da bitkinin köklerinin zarar görmesine neden olacaktır. 1.4.5. Gübreleme Birçok bahçe kendi besin ihtiyacını kendi karşılayabilse de gübreleme yapmak her zaman iyi sonuç vermiştir. İlkbaharda yapacağımız organik hayvan gübresi ile gübreleme toprağımıza besin sağlamaktadır. Ayrıca toprağın bozulan yapısını iyileştirmiş olmaktadır. Ülkemizde çok kullanılan diğer bir yöntem ise, suni gübre ile gübrelemektir. % 5 azot , % 10 fosfor ve % 10 potasyum içeren ve teknik olarak 5: 10: 10 olarak ifade edilen kompoze gübrelerin kullanılmasıdır. Suni gübreyi ihtiyaca göre hazırlanmış miktarda bitkilerin köklerine sermek ve ardından karıştırmak yeterli olmaktadır. Yaz ortasından sonra gübreleme yapılmamalıdır. Eğer gübrelemeye devam edersek bitkilerimizin gelişimini teşvik etmiş oluruz. Bu da zayıf sürgünlerin kış aylarında etkilenmesine neden olacaktır.
| Comments () >> |
 |
| Write comment |
You must be logged in to post a comment. Please register if you do not have an account yet. |
|