Bonsaide değişik toprak örtüleri

 Bonsai’de değişik toprak örtüleri

Toprak örtüsü olarak kullanabileceğimiz yosun dışındada alternatiflerimiz vardır.

Bunların genel özellikleri sıcaklık değişimlerine daha iyi dayanabilmeleri ve basit yeşil bir örtüden (yosun) daha ilginç olmalarıdır. En kolay ve dayanıklı toprak örtülerinden biri ‘Helxine/Soleirolia solerirolii’ (Baby Tears)’ dir.
Bu bitki çabuk, parlak ve bitkinin görünümünü güzelleştiren bir örtü sunar. Bu sarmaşık bitkisinin yeşil küçük ve yuvarlak yaprakları vardır ve ufacık beyaz-pembe çiçekleri olur. Bu bitki sınırsızca büyür ve kontrol altına alınmaz her yeri işgal eder. Fakat bu sürekli bakımı yapılan bir bonsai için önemli bir sorun değildir. İstemediğini yerlerdekileri çimdikleyerek koparmanız yeterlidir. Bu örtü türü satın alacaksanız pahalıdır. Fakat bir tane saksı alıp onu çok kolayca diğer bütün bonsailerinize yerleştirebilirsiniz. Arsız olan bu bitki hemen tutup saksıya yayılacaktır.
Diğer bir toprak örtü türüde ‘Kyoto Dwarf‘ Mondo Grass (’Ophiopogon Japonicus’ or ‘Liriope Japonica’ )Çok gerçekçi ve güzel bir efekt kazandırır bonsainize.

 

 
JAPON AKUBASI (Aucuba japonica)

 JAPON AKUBASI (Aucuba japonica)

Hedemyeşil çalılardır. Japon Akubalarının çok sayıda, geniş ve parlak yaprakları vardır. Yuvarlak ve düzgün bir form oluşturur ve de gölgede iyi büyürler. Pek çoğunun yapraklarında altın sarısı benekler bulunur. Kızıl olan meyveler sonbahardan kışa kadar çalıyı ayrı bir güzel yaparlar. Dişi ve erkek bitkiler meyve için gereklidir. Akubalar okul, otel, hastane ve diğer binaların gölgelik duvar diplerinde yaygın olarak kullanılılar. Teras dekorasyonu ve manzara oluşturmak için harika kap bitkisi olurlar.

 
Neden Topraksız Tarım?

"http://www.tartes.com.tr/urunler/topraksiz/hiyar/hiyar6.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.TOPRAKSIZ TARIM

Topraksız tarım; her türlü tarımsal üretimin durgun veya akan besin eriyiklerinde, sis şeklinde verilmiş besin eriyiğinde veya besin eriyikleriyle beslenmiş katı ortamlarda gerçekleştirilmesidir. Topraksız tarımın amacı; bitkilerin gelişmesini besin solüsyonu yardımıyla sağlamak, bitkilerin besin madde ve su gereksinimlerini stres oluşturmadan karşılamak ve bunu en ekonomik bir şekilde gerçekleştirmektir. Topraksız tarım aslında örtüaltı (özellikle seralarda) yetiştiricilikte uygulanan ancak son zamanlarda açıkta da kullanılmaya başlanan bir yetiştiricilik yöntemidir.


 
ACER PALMATUM (AKÇAAĞAÇ) BONSAİSİ

"http://www.bonsaiboy.com/catalog/media/a1018.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.ACER PALMATUM (AKÇAAĞAÇ)

Acer Palmatum'lar (bundan sonra bu makale içinde kısaca Akçaağaç diyeceğim) Japonya, Çin ve Kore'ye özgü, 5 uçlu yaprakları olan küçük ağaçlar ve çalı türleridir. Doğada bulunan yüzlerce değişik türü vardır. Palmatumlar diğer akçaağaç (acer) türlerinden 5 uçlu yaprakları ile ayrılırlar.

Hemen hemen tüm bonsai tekniklerine uyumlu olmaları, güzel yaprakları ve etkileyici dal yapıları ile bonsai dünyasında oldukça popülerdirler

Bu türün içindeki ağaçlar yetişme alışkanlıkları, yapraklarının büyüklükleri/şekilleri ve yaz/sonbahar aylarındaki renkleri ile kendi aralarında da geniş bir çeşitliliğe sahiptirler. Kırmızı yapraklı türler (daha güzel görünmelerine rağmen) yapraklarındaki klorofil eksikliğinden dolayı daha zayıfken, yeşil yapraklı türler genelde daha sağlam olurlar. Çiçekler ve anahtar şeklindeki meyveleri (key-shaped fruit) oldukça ufak olduğundan kolayca gözden kaçabilirler. Akçaağaçları (acer palmatum) yetiştirirken karşılaşılabilecek ana sorun oldukça ince olan yapraklarını güneş ve rüzgar yanıklarından koruyabilmektir.


 
Neden Organik Tarım?

http://www.kenthaber.com/Resimler/2005/10/27/00043470.jpg *  NEDEN ORGANİK TARIM ? *

TARIM VE ÇEVRE KİRLENMESİ

Çevre kirlenmesi; günümüz dünyasındaki nüfus artışı, hızlı kentleşme ve ileri teknoloji sonucu oluşan ve doğal kaynakları tehdit eden insanlığın en önemli sorunu haline gelmiştir. Çevre kirlenmesinden başta insan olmak üzere tüm canlılar önemli ölçüde etkilenmekte, yaşamları sınırlanmakta, hastalanmakta ve hatta ölmektedirler. Bu olguda tarımsal faaliyetlerin rolü küçümsenmeyecek boyutlara ulaşmıştır. Tarımsal faaliyetler bu kaynaklardan özellikle hava, su ve toprağın kirlenmesine az veya çok, dolaylı veya dolaysız etki etmektedir. 

 
Saksılı iç mekan süs bitkileri
 
Saksılı Iç Mekan Süs Bitkileri
 
Saksı çiçeklerinizi öncelikle ortamın ısı,ışık ve nem durumuna göre seçmeniz ve yerleştirmeniz gerekir.
Çiçeğinizi satın alırken lütfen çiçekçinize danışarak bitkinin gereksinim duyduğu koşulları öğrenin.
Ayrıca aynı tür bitkileri bir arada tutmanız bitkilerin kendi floral ortamlarını yaratmaları açısından fayda sağlar.

 
SARMAŞIK GÜL

SARMAŞIK GÜL

Bu güllerin bir bölümü diğer gül çeşitlerinin sarmaşık versiyonudur.Cinsine göre yılda bir kaç kere açabilir.(Climber)

Diğer bir sarmaşık cinsi ise oldukça farklı özelliklere sahiptir.İnce ve esnek dalları bazen 10-12 metreye kadar uzayabilir.Demetler halinde açan küçük çiçekleri genelde kokusuzdur.Yılda bir kere yaz ortalarında açar.Pompon gülü ismiyle tanınır

 
Euphorbia Pulcherrima - Atatürk Çiçeği

 Adı: Euphorbia Pulcherrima
Türkçe Adı: Atatürk Çiçeği
Vatanı: Meksika  
Tanımı: Yaprakları uzun saplı,   büyük, sivri uçlu, kenarları   düz veya lop'lu; çiçekleri çok   küçük sarı renkli ve   gösterişsizdir.

Yetişme İstekleri:

Sıcaklık: Asıl çiçeklenme döneminden önce 15 - 20 derece, çiçeklenme döneminde 13-16 derece, çiçeklenme döneminden sonra 10-12 dereceye gereksinme gösterir. Çiçekli iken 13 derecenin altına düşmemelidir.

Orantılı Nem: Yüksek orantılı nem (% 70-75) ister.

 

 
İkebana

 Batı kültüründe  cicek yetiştirmek sistematik olarak bir vazo veya saksıda cicek bakımını kapsamaktadır, Japon kültüründe ise İkebana (çiçeği yaşatma sanatı) biraz daha karmaşıktır. Ikenobo, Sogetsu ve Ohara şeklinde İkebana öğretilerini konu alan birçok okul mevcuttur . Bunların dışında da değişik stillerde ve bitkilere göre eğitim veren okullar da mevcuttur.
Ikenobo, 15. yy. da Budist rahip Ikenobo Senei tarafından kurulmuş en eski okuldur. Ikenobo aynı zamanda rikka şeklinin de yaratıcısıdır (duran çiçekler). Bu stil Budist inancının doğanın güzelliklerini yansıtan öğelerinden ilham almaktadır.

  

 
BİR BAHÇENİZ OLSUN


BİR BAHÇENİZ OLSUN..

Çok ta eski olmayan zamanlarda bahçe bir çoğumuzun hayatının değişmez bir parçasıydı.Evlerin ama küçük ama büyük mutlaka bahçesi olurdu.Dalından bir meyve veya sebze yemek,mevsimine göre tabiatın renk değiştirmesini seyretmek o zamanlar için sıradan birşeydi.

Ne yazık ki şimdi durum çok farklı..Teknolojinin gelişmesiyle belki hayatımız çok kolaylaştı ama,apartman çağıyla beraber tabiattan hızla uzaklaştık.Artık ayağımız toprağa basmıyor,bitkilerin çoğunu tanımıyoruz bile..


 
Çiçek Kurutma Yöntemleri - Kurumuş Çiçek Yapma
"http://www.gizemcicek.com/resimler/kuruCicek/kuru-cicek13.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.
  • Günümüzde, iç mekanlarda gerek doğaya olan özlemi gidermek, gerekse iç mekana daha canlı hareketli bir hava getirmek için saksı bitkilerinin yanısıra vazoda kesme çiçek kullanımında artış olmuştur. Kuruduğunda şeklini ve rengini koruyan, her an taze çiçek gibi çekici görüntüsü olan kurutulan bitkilerden yararlanmak fikri yeni bir üretim potansiyelinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

    1.TEMEL KURUTMA YONTEMLERI

  • İlk zamanlar kuruyunca rengi ve şekli bozulmayan cicekler kulture alinmis, bunlaren daha dayanekli, iri cicekli, katmerli, uzun boylu kultur varyeteleri elde edilmistir.
  • Bu konuda yapılan araştırmalar çoğaldıkça değişik yontemlerin kullanilmasi ile hemen hemen tüm çiçeklerin yeni toplanmış gibi son derece canlı bir, şekilde uzun süre iç mekanlari süslemesi sağlanmıştır.

  •  
    KÜLTÜR MANTARI YETİŞTİRİCİLİĞİ

    değişken renkli mantarKÜLTÜR MANTARI YETİŞTİRİCİLİĞİ

    [ Mantarın Yetiştirildiği Yerler] [ Yetiştiricilikte Kullanılan Malzemeler][ Mantar Yetiştirmedeki Aşamalar] [ Ambalaj ve Pazarlama]

     Mantarın Yetiştirildiği Yerler

    Mantar sıcaklık ve nem miktarı kontrol altında tutulabilen, havalandırılması kolay, güneş ışığı almayan yerlerde yetiştirilebilirler.

    Mağaralar, soğuk hava depoları, ışığa karşı yalıtılmış seralar, tünel ve galeriler, kümesler, depolar, ambarlar, bodrumlar ve modern mantar işletmeleri mantar üretimi yapılabilen yerlerdir.

    Eğer yetiştiricilik için yeni bir tesis kurulmayacak ise mevcut yer ve binanın seçiminde aşağıdaki özellikler göz önünde bulundurulmalıdır:

    Seçilen yer aydınlatma, havalandırma, ortam nemlendirilmesi ve temizlik için su ve elektrik gibi enerji kaynaklarına sahip ve ulaşım sorunu olmamalıdır.

    Yapılar nem ortamının sağlanması için ıslatmaya uygunluğu ve zararlıların yuvalanmaması açısından tamamen betonarme olmalıdır.

    Yapılardaki çatlak, kırık, dökük yerler onarılmalı kapı ve pencereler straforla izole edilmelidir.


     
    Muz Yetiştiriciliği

     1.   ANAVATANI, YAYILIŞI, DÜNYA VE TÜRKİYE’DE ÜRETİMİ

    Muz, Güneydoğu Asya’dan çıkmıştır. Anavatanı Güney Çin, Hindistan ve Hindistan ile Avustralya arasında kalan adalardır.[1] Muzu ilk kültüre alanların balıkçılar olduğu sanılmaktadır. Balıkçılar ağ yapmak için muzun yapraklarından yararlanmışlar ve bu şekilde tarımı başlamıştır. Muzla ilgili ilk eser M.Ö. 600-500 yıllarına aittir ve Hindistan’da bulunmuştur. Muz bitkisi ülkemize ilk defa 1750 yıllarında Mısır’la ilgisi olan zengin bir aile tarafından süs bitkisi olarak, Mısır’dan Alanya’ya getirilmiştir. O yıllarda daha çok süs bitkisi olarak yetiştirilen Muzun meyve verdiğinin görülmesi üzerine, 1930'lu yıllardan sonra meyvesi için ticari amaçla yetiştirilmeye başlanmıştır. Bugün ülkemizde sadece Anamur, Bozyazı, Gazipaşa ve Alanya ilçeleri ile çevresinde Musa Cavendish dediğimiz bodur muz üretimi yapılmaktadır.

    Dünya Üretimi : Dünyadaki muz üretimi en fazla Asya kıtası ülkelerinde yapılmakta, bu kıtayı sırasıyla Güney Amerika, Orta Kuzey Amerika, Afrika, Okyanusya ve Avrupa Ülkeleri izlemektedir. Dünya muz üretimi 1975 yılı istatistiklerine göre 37 milyon tondur. Ekiliş alanı ise 29.150.000 dekardır.

    Türkiye Üretimi ve Tüketimi: Muz ülkemizde Anamur, Bozyazı, Alanya, Gazipaşa ve çevresinde, Toros dağlarının  koruduğu mikroklimalarda, çok sınırlı alanlarda yetiştirilmektedir. Bu nedenle üretim miktarı azdır. 1994 de 12.000 dekar alanda 30.000 ton iken 2000 yılında 20.000 dekar alan ve 80.000 ton üretime ulaşmıştır. Ülkemizin yıllık muz tüketimi ise 400.000 ton civarındadır.

      

     

     


     
    Dünya Kuraklık Monitörü ve Türkiye'nin durumu

    Dünya Kuraklık Monitörü ve Türkiye'nin durumu 

    Londra Üniversitesinde (University College London) bir çalışma
    birimi, dünyanın hemen her yerine ilişkin yaptığı kuraklık
    tahminlerini, internet üzerinden yayınlıyor.Londra Üniversitesinin
    meteorolojik tahminler üzerine uzmanlaşmış bir çalışma grubu,
    dünyanın hemen her bölgesindeki hava ve yağış durumları gibi
    meteorolojik bilgilere ilişkin tahminler yapıyor.

    Uydudan izleme teknolojileri de dahil son teknoloji ve tahmin
    yöntemlerini kullanarak çalışma yapan Londra Üniversitesi, bulduğu
    sonuçları, 1, 3, 6 aylık ya da 1 yıllık ve üzeri tahminler
    şeklinde, ''Dünya Kuraklık Monitörü'' başlığı altında internet
    sitesinde yayınlıyor.


     
    3.Kent Mobilyaları & Park ve Bahçe Düzenlemesi Fuarı

    "http://www.izmir.kentsfuarlari.com/img/logo.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.Kent Mobilyaları,
    Park ve Bahçe Düzenlemesi Fuarı

    "kent 2007 fuarı", günlük hayatımızda her an karşılaştığımız,
    hayatımızı kolaylaştıran ve güzelleştiren kent mobilyaları.
    çevre teknolojileri, peyzaj konularında ürün ve hizmet sunan firmaları,
    ihtiyaç sahipleri ile bir araya getirmeye hazırlanıyor.

     
    Istanbul Lalesi 150 yıl sonra geri dönüyor

     Avrupa lalelerinden çok farlı bir bitkiydi İstanbul Lalesi. Çiçeği badem şeklinde, çiçek yaprakçıkları hançere benzeyen, uçları da tığa benzeyecek şekilde ince ve sivriydi. Farklı renklerden tam 1588 çeşidi vardı.

     

    19. yy’da ortadan kayboldu. 150 yıl sonra İstanbul Üniversitesi botanikçileri ve Büyükşehir Belediyesi’nin 2 milyon dolarlık projesiyle geri dönüyor. Geriye kalan üç akrabasının genetik yapıları birleştirilerek yeniden İstanbul Lalesi üretilecek. Dört yıl sonra tekrar doğduğu kentte çiçek açacak.

     

    Tam dört yıldır İstanbul Lalesi’nin peşindeydim. Türkiye’nin Rekabet Avantajları Topluluğu’nun bünyesinde yer alan turizm grubunun dışa kapalı portalı http://groups.yahoo.com/group/Sultanahmet ’da bir yazı yazarak ‘150 yıldır ortalarda gözükmeyen İstanbul Lalesi’ni bulamaz mıyız’ diye sormuştum. Grup moderatörlerinden Nurdoğan Şengüler, bu konuda bir kampanya başlattı. Türkiye’nin hemen tüm ziraat fakülteleri ve soğanlı bitki yetiştiricilerinden gelen mesajlar artık umudun kalmadığını gösteriyordu.

    İstanbul’un lalesi sanki yer yarılıp da içine girmişti. Oysa 1681 ile 1726 yılları arasında kayda geçirilen ‘Defter-i Lalezar-ı İstanbul’da tam 1108 lale çeşidinden söz ediliyor, 1764 tarihli ‘Ferah-engiz’ isimli risalede ise bu sayı 1588’e kadar çıkıyordu. Türkiye’deki botanik çevrelerine göre, bunlardan geriye bir tane bile kalmamıştı. Bir zamanlar laleyi Osmanlı’dan alan Hollanda’dan geliyordu artık lale soğanları.

     


     

     
    << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Sona Git >>

    Sonuçlar 121 - 137 Toplam 137